Özge Özberk Fotoğrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özge Özberk Fotoğrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2008 Pazar

Yol arkadaşım üzerine yapilan roportajdan fotograflar


Yol arkadaşımdan Fotograflar!



7 Şubat 2008 Perşembe

Özge Özberk: Digiturk Röportajı

Son dönemde yıldızı parlayan ve başarılı projelerde yer alan Özge Özberk,yoğun temposundan vakit ayırarak sorularımızı yanıtladı.

Belgesel ve haber kanalları dışında neler seyrediyorsunuz?
Son üç senedir pek bir şey seyretmiyorum.Özellikle takip ettiğim bir şey yok.Ama yabancı dizilerden denk geldiğim olursa onlara bakıyorum.

Hangi diziler peki?
Lost'u kaçırmadan seyrediyorum.Arada bir Nip/Tuck'a bakıyorum.Bir de denk gelirsem İnside The Actors Studio'yu kaçırmamaya çalışıyorum.İnanılmaz bir değer...

Digiturk uzaktan kumandanızın en çok hangi tuşunu kullanıyorsunuz?
İnfo tuşu

Unutamadığınız sitcomlar var mı?
Everybody Loves Raymond ve Will&Grace'e denk gelirsem seyrediyorum.

Çocukken sevdiğiniz çizgi diziler?
İki sene öncesine kadar, South Park'ı izlemeden mümkün değil hafta sonu geçmezdi(gülüyor).

Keşke ben de oynasaydım dediğiniz bir dizi var mı?
Kesinlikle "LOST"...

Hayatınız bir TV dizisi olsaydı adı ne olurdu?
Kelebek olurdu herhalde.O kadar güzel geçiyor ki her şey,bir anda bitecek diye bekliyorum.Kelebeğin de ömrü kısacıktır ve olgunluk dönemini inanılmaz bir güzellikle yaşar ya...Ben uzun yaşamaya niyetliyim ama Kelebek olabilirdi.

Kendinizi televizyonda ilk olarak ne zaman gördünüz?
1992'de Defne Samyeli'nin bir programı vardı.

Uyumak için ne seyredersiniz?
Tercih etmiyorum...

Şahit olduğunuz ve unutamadığınız bir televizyon gafı var mı?
Yok sanırım.Gaf yakalayacak kadar televizyon karşısında kalmıyorum(gülüyor)

"Mavi Gözlü Dev"'e geçersek size bu projede ben de olmalıyım dedirten neydi?
Nazım Hikmet tabi ki.Ve inanılmaz bir oyuncu kadrosu olması.

Gerçek hayatta yaşamış bir karakteri canlandırmak neler hissettirdi?
Kendinize ait yorumlayamadığınız bir şey.Nazım Hikmet'in isminin yer aldığı bir şey.Ve herkesçe bilinen birinin oynanıyor olması, ete kemiğe bürünüyor olması,insanların fikirlerinin olması,tabi ki bir handikap.Ama Münevver'in benim için özel anlamı ve yeri var; çok fazla bilinmiyor,sadece isim olarak ve Nazım'ın eşlerinden biri olarak biliniyor.Ama o dönem için evli olmasına rağmen hapishaneye gidip aşkını itiraf etmesi, çocuğuna rağmen aşkının peşinden koşması, ülke değiştirmesi, her şeyini geride bırakması, o dönemin radikal davranışlarından birini sergilemesi benim kabul etmemde ve Münevver'i tanımamda çok büyük artı oldu.O yüzden Münevver, benim için o özel bir yere geçti.

Rolünüze hazırlanırken özellikle dikkat ettiğiniz bir detay var mıydı?
Özellikle bir detay yoktu.Çünkü zaten Biket hanım,yönetmenimiz,her şeyi en ince detayına kadar net bir şekilde açıklamıştı.Ve zaten dediğiniz gibi yaşamış birini canlandırmanın en önemli tarafı,makyajdan geçiyor olması.Çünkü tanımıyorsunuz,geçmiş yıllarda yaşamış,herhangi bir tanıdığıyla görüşemiyorsunuz.Sadece fotoğraflardan o duyguyu aktarabiliyorsunuz.Duruşuyla,bakışıyla olabilir.Yani sadece onun nasıl bir kadın olabileceğini hayal edebiliyorsunuz.

Genelde dönem dizilerinde rol alıyorsunuz,bilinçli bir tercih mi?
Bilinçli bir tercih değil,tesadüf hiç değil.Gelen projeler arasında en iyileri genelde hep dönem işleri oluyor.Kalite ve özellikle hikaye anlamında dönem dizilerinin bir şeyler anlattığına inanıyorum.Hem ben öğreniyorum hem de seyredenler insanlar mutlaka bir şeyler öğreniyorlar.Bunlar benim seçmemde artı oluşturuyor ama kesinlikle tesadüf olarak saymıyorum.Tamamen seçilmiş işlerdir hepsi...

Tiyatroya devam ediyor musunuz?
Bana Bir Şeyhler Oluyor bittikten sonra iki senedir tiyatro adına hiçbir şey yapmadım.Ama inşallah önümüzdeki sezon tiyatro ile bir arada olmak istiyorum...

Dizi setleri mi,sinema perdesini mi yoksa tiyatro sahnesi mi sizi daha çekiyor?
O kadar farklı ki tatları.Sinemada hep olmak istiyorum, sahnede hep olmak istiyorum,sahnede hep olmak istiyorum.Dizi para kazanmak anlamında ve sizi hızlı geliştirdiği için çok önemli.Ama illa ki bir tercih yaparsam,tiyatroyu çok özlediğim için tiyatro diyeceğim.

Son dönem projelerinizden bahseder misiniz?
Şu anda Van'dayız ve 120'nin çekimleri bitiyor.Onun dışında Sinekli Bakkal'ın çekimleri devam ediyor.Ayrıca G.O.R.A'nın devam filmi A.R.O.G çekimleri başlıyor...

Biz iki kardeş büyüyene kadar hiç ayrılmadık



Özge ve Özgür Özberk kardeş olmanın avantajını yaşayan şanslılardan. Üniversiteye gidene dek aynı odada kalan, zevkleri her konuda uyuşan iki kardeş, Hülya dergisine çocukluklarını ve oyunculuğa nasıl başladıklarını anlattı. Çok renkli pozlar eşliğinde....

Biz hep arkadaştık
Özgür Özberk:
Ben Özge'den iki yaş büyüğüm. Onun ağabeyi olduğumu ilk kez şöyle idrak etmiştim. İlkokuldaydım, Özge de birinci sınıfa başlayacaktı. Babam bana 20 lira vermişti ve "Al bu parayı kardeşine ver" demişti. Aslında öyle bir şey yapmasına gerek yoktu. Biz onunla her zaman arkadaştık çünkü.
Özge Özberk: Özgür'den küçük olmama rağmen bana abla muamelesi yapılıyor. Ondan büyük gösterdiğimi söylerler hep. Bende yılların yorgunluğu var. (Gülüyor)

Hep Özgür'e takılırdım
Özge: Üniversiteye kadar Özgür'le aynı odayı paylaştık. Bu bize paylaşım avantajı getirdi. Zevklerimiz aynıydı, müzik dinleyerek ders yapardık. Onlar futbol oynamaya giderdi, peşlerine takılırdım. Hiç, 'gelme, biz erkek erkeğe gidiyoruz' demezdi.
Özgür: Özge çok çekingendi. Ben çocuklar top oynuyorsa aralarına girip "Ben de oynayabilir miyim" derdim.
Özge: Ben ise hep kenarda çağırılmayı beklerdim, her zaman çağrıldım da. İş hayatımda da öyle oldu. Özgür her şeyi isteyerek elde etti. Bana "İstemezsen vermezler" derdi. Bense istediklerime kimsenin kapısını çalmadan ulaştım.

Özge'ye bakıp iç çektim
Özge: Özgür İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği okudu. Ben de İstanbul Ünivesitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'ne girdim ama aynı dönem tiyatroya da başlamıştım. Eğitim almak için Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne geçtim. Ama orada sorunlar olunca atıldım.
Özgür: O dönem bir tanıdığımızın arkadaşının ajansı vardı, bizi tanıştırdı.
Özge: TV dizilerine yüz arayan bir cast ajansıydı. İlk bana teklif gelmişti. Üniversiteye giderken, BKM diye bir tiyatro kurulduğunu söylediler. Seçildim ve 10 yıldır aynı ekipteyim.
Özgür: Ben de kıskançlık değil ama 'ne güzel ya' diye iç çekiyordum. Bana ilk dizi teklifi geldiğinde "Okulum var" demiştim ama aklımın bir köşesinde Özge'nin bulunduğu ortam vardı. Diziye girince beğenilmek hoşuma gitti, devam ettim.

Film yapacağım
Özgür: 'Çemberimde Gül Oya' için ilk adımı ben atmıştım. 'ABD'den geldim bir şeyler yapmak istiyorum' demeye gidecektim.
Özge: O gün Özgür'le yapım şirketine gittik ve onlar görüştükten sonra yapımcı Tomris Giritlioğlu beni de kadroya almak istediğini söyledi. 'Çemberimde Gül Oya'dan teklif almam, aslında Özgür'ün sayesinde oldu. Sonra Özgür bir arkadaşının yanına ABD'ye gitti. Telefonla olanı biteni anlatıyordum; G.O.R.A.'yı, tiyatroyu... "Geliyorum" dedi.
Özgür: Burada kendimi göstermek istiyorum. Senaryosunu yazıp, yönetmenliğini, oyunculuğunu ve müziklerini yaptığım bir film çekip ABD'ye döneceğim.

Yılın Düğünleri 2007


Geçen yıl müzik,moda,sinema ve televizyon dünyası için murada erilen bir yıl oldu.Hayatlarının ortak 'Evet'i için 2007'yi seçen ünlüler kimlerdi dersiniz?Sayfaları çevirmeye başlayın o zaman.Özge Özber,Ece erken,Anjelika Akbar,Ozan Doğulu ve Gamze Saraçoğlu...O unutamayacakları 'özel günü' sizlerle paylaşıyor

14 Temmuz 2007

Oyuncu Özge Özberk,maden işletmeciliği yapan eşi Hayim Sadioğlu'nu gördüğü an,"Tamam,işte bu adam evleneceğim adam"dediğini hatırlıyor

Yaklaşık 3,5 yıl özce 'Deep Dish'konserinin Venue'deki partisinde tanışıyor Özge Özber(29) ve Hayim Sadioğlu (36)."Özce çok iyi arkadaş olduk.Sonra aşk başladı" diye neşeyle anlatmaya başlıyor Özberk.3,5 yıl süren bir beraberlikten sonra beklemedik bir anda evlenme teklifi alıyor."New York'taydık.O gün alışveriş etmiş ve çok yorulmuştuk .Yemekten sonra da eve gitmek için can atıyordum.Hayim 'Central Park'ta bir fayton gezisi yapalım mı? dedi.Şaşırdım.'Gecenin bu vakti orada ne işimiz var? dedim.Ama ısrar etti.Bende 'Peki' dedim.Oraya vardığımızda tam arkam ona dönükken aniden evlenme teklif etti ve yüzüğü çıkardı.Çok romantik bir andı benim için," diye anlatıyor.Çift Kemer Country'de bir kır düğünü ile evleniyor.Gelinin şahidi doğumuna giren doktor Selehattin Yılmaz,damadın ise amcası Moris Sadioğlu oluyor.Özberk,Pronovias'tan gelinlik,Sadioğlu Giorgio Armani'den damatlık giyiyor."Hayimi'in ölçüsüne uygun kıyafet çok zor bulundu.Neredeyse dünya üzerindeki tüm Giorgio Armani'lere soruldu ama bir türlü bulunamıyordu.Nikaha iki gün kala Amerika'dan bize ulaştırmayı başardılar sonunda," diye o sitresli bekleyişten bahsediyor.


Diğer In Style Haberleri için tıklayınız...

Alıntıdır...