mehmet ali nuroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet ali nuroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2008 Cumartesi

Çemberimde Gül Oya Final Gecesi 16 Mart 2006



Kanal D’nin basrollerinde Selda Alkor, Özge Özberk ve Mehmet Ali Nuroglu’nun oynadigi sevilen dizisi “Çemberimde Gül Oya” bu aksam muhtesem bir finalle ekrana veda ediyor. Dizinin son bolumunde herkesi buyuk surprizler bekliyor.

Dursun ve Halil, mahkemede mahkum sandalyesinde oturmakta, asker Mehmet ise onlarin hemen yaninda gorevinin basinda durmaktadir. Mehmet ici icini kemirerek, tutuklularin anneleri ve yakinlariyla birlikte, onlar icin verilen acimasiz karari dinler. Sonunda kendini tutamayip kurallara aykiri davranacak ve yaptigi hareketin bedelini hucre cezasiyla odeyecektir. Kocasi icin safak sayan Yurdanur yikilir. Artik Mehmet’e kavusma suresi belirsizdir. Üstelik darbe kosullari giderek agirlasmaktadir. Bir zamanlarin pur nese konak sakinleri, hem darbenin karamsarligi hem de hayat kosullarinin agirligiyla evlerini birer birer terk edip, konagi yeni sahiplerine birakirlar. Hayat hepsini bir yana savurur; artik birbirlerinden haber alamaz olmuslardir. Ancak cok yakindan tanidiklari biri onlari her zaman izlemektedir.

Gunumuzde ise; Ercan ve Feriha’nin mutlu beraberlikleri, Suna’nin zoruyla da olsa, aciga kavusur. Şanliurfa donusu yorgun dusen ve hastaneye kaldirilan Yurdanur, hic beklemedigi bir anda hayatinin surpriziyle karsilasir. Yurdanur’un ziyaretine gelen bu ozlem dolu, ‘en iyi arkadas’in, anlatacak cok seyi vardir. Çemberimde Gül Oya kitabi icin duzenlenen imza gununde Feriha, annesine verebilecegi en buyuk hediyeyi de yaninda getirmistir; Yurdanur’un ozlemle aradigi eski bir dostunu. Çemberimde Gül Oya filmi icin harekete gecen yonetmen sonunda Yurdanur’dan izin koparmayi basarir. Filmin ilk gununde seti ziyarete giden Yurdanur’un yaninda ‘gercek kahramanlari’ vardir. Kendini ve Mehmet’i canlandiracak unlu oyuncularla bulusan, yonetmenle aslinda yillar once tanistigini fark eden Yurdanur, tekrar o gunleri yasamaya baslar.

Yonetmen: Çağan Irmak
Senaryo : Çağan Irmak
Yapim : Avsar Yapim
Yapimci : Şukru Avsar-Bahadir Atay
Oyuncular : Selda Alkor (Yurdanur), Özge Özberk (Genc Yurdanur), Mehmet Ali Nuroglu (Mehmet), Melisa Sozen (Feriha), Isik Aras (Hatice), Levent Yilmaz (Nazif), Isil Yucesoy (Sema), Kenan Bal (Dincer), Şerif Sezer (Sultan) , Tuba Buyukustun (Zarife), Mahmut Gokgoz (İbrahim), Suzan Aksoy (Suna), Ali Kiyak (Gazi Dede), Firat Berk Konya (Erdal), Fusun Erbulak (Madam Niki), Goncagül Sunar (Canan Cansev), Ümit Çirak (Selo), Eylul Deniz Çolak (Nihal), Serhat Nalbantoglu (Sinan), Kartal Balaban (Hasan), Bulent Alkis (Salih)

1 Ocak 2008 Salı

Özge Özberk & Mehmet Ali Nuroğlu


1970'lerin ruhu geri döndü

Takma kirpikler, büyük yaka gömlekler, İspanyol paça pantolonlar... 70'li yıllar Çemberimde Gül Oya ile geri döndü Dizinin iki genç ve başarılı başrol oyuncusu Mehmet Ali Nuroğlu ve Özge Özberk ile 70'li yıllar ile günümüzü karşılaştırdık.

4 EKİM Mehmet Ali Nuroğlu ve Özge Özberk 70'lerin dünyasını; o dönemin sıcaklığını, zorluklarını, politik yapısını, aşklarını, Çemberimde Gül Oya dizisinde yeniden yaşatıyorlar. Genç oyuncular her ne kadar o yıllara hayranlık duysalar da, 'Artık bu çağda yaşamaya adapte olmuşken, her şeyi daha light yaşamaya alışmışken, geçmişe dönmek bizi çok yıpratır" diyorlar.

* Dönem dizisi çekmek kolay değil. 70'lerin dünyasını hata yapmadan yaratmak ve oynamak sizler için ne kadar zor? M: Çağan Irmak usta bir yönetmen. Nasıl bir etki yaratması gerektiğini iyi biliyor. Bizim ekstra düşünmemize gerek kalmıyor. Ama sanat gurubunun işi zor. Biz toplum olarak çarpık bir gelişme yaşadığımız için, 20 sene öncesi bile olsa inanılmaz bir değişim var. Ufacık bir yeri bile 70'lere döndürecekseniz ortadan kaldırmanız gereken çok şey görürsünüz.

DEJENERE TOPLUM OLDUK

* Rolünüzün daha inandırıcı olması için özel bir araştırma yaptınız mı? M: Benim ilgilendiğim bir dönemdi. Okuduğum kitapları tekrar okudum, o dönemi yaşamış insanların yazdığı otobiyografik kitaplar aldım. Ama tabii eylemlere filan katılmadım. Ö: O dönemi, yaşamış kişilerden dinleyerek öğrenmeyi tercih ettim. Babam üniversitedeyken çok zorluklar yaşamış, beş dakika geç kalsa annem paniklermiş. Ama zaten senaryo yeterince bilgi içeriyor. Oradaki diyaloglar, hareketler, Çağan'ın verdiği mizansenler yeterli.

* 70'leri canlandırmak nasıl bir duygu sizler için? M: Teknolojik olarak tabii ki önemli gelişmeler oldu. Türkiye'de ama o dönemki insanların fikirlerine, inançlarına, sahiplenmelerine ve şu anki bizim tavrımıza baktığım zaman büyük bir dejenerasyon var. Ve bu beni rahatsız ediyor. Çok bireyselleştik. Her koyun kendi bacağından asılır gibi utana sıkıla söylenmesi gereken şeyler çok normal geliyor... O yıllara dönmek isterim ama nasıl ayak uydurabilirim bilmiyorum. Ben bu
çağın koşullanmalarını yaşayan bir insanım. Ö: Saçlar, takma kirpikler, ağır makyajlar, degaje yakalar, biraz zor girdim o döneme ben. Ama özel bir doku var orada. Müziklerden kıyafetlere, görüşlere o kadar çok başlık var ki... Ama yine de yaşamak istemezdim. Aşkı sonuna kadar yaşanmış ve sahiplenmişler, inandıkları şeyin çok fazla peşinden gitmişler. Ben o kadar duygusal hissedemezdim. Artık light ve vurdumduymaz olduk.

* Mehmet Ali, gençlik yıllarında o dönemi yaşasaydın devrimci olur muydun? M: Devrimcilik, bir örgütün içinde bir takım insanlarla beraber düşünmeye çalışmaksa bunu yapamazdım. Baskıcı yapılardan hoşlanmam. Ama onların inandıkları şeylere ben de inanırdım. Kötü şeylerden bahsetmiyorlar ama yöntem olarak yakın hissetmiyorum kendimi. Kendimi devrimciyim diye de adlandırmam. İnsanlar için güzel şeyler istemekse evet devrimciyim, birtakım değerleri muhafaza etmek muhafazakârlıksa o zaman muhafazakârım.

* Özge sen aşkı uğruna aileni karşına alıp aşkının peşinden gider misin gerçekte? Ö: Ben konuşarak anlatmaya çalışırdım. Yurdanur bunu denemedi. Aşık olduğu çocuk babasının tamamen tersi bir insandı. Sanırım ben Yurdanur'a göre biraz daha uğraşırdım. Ama Yurdanur kadar derin değilim. Bu dönemde bence aşk yerine önemli olan birbirine duyduğun saygı ve verdiğin değerdir.

* Politik yönü ağır bir dizide oynuyorsunuz. Korkmadınız mı sert tepki gelir mi diye? Ö: Hayır. Bu Türkiye'- nin bir gerçeği. Bunu bilmeyenlere görsel bir şekilde anlatmak gerekiyor. M: Hiç korkmadım. O dönemki siyasi yapıyı anlatmak öncelikli hedef değil. İnsan ilişkilerindeki sıcaklığı ve değerleri anlatıyoruz. Benim için gurur verici bir şey. O dönemler hep yok sayıldı. Bu bazı şeylerin sorgulanması için bir başlangıç olabilir.

*Peki gelen tepkiler nasıl? Ö: Dizi seyretmeyen bir gençlik var. Ama bizi seyrediyorlar ve birbirlerine çaktırmadan ağladıklarını söylüyorlar. M: Riskli de bir şey. Hassas bir dönem, acı çekilmiş. En ufak bir şey kötü şeyler yaşamış insanları kırabilir. Ama bunlarla karşılaşmadık. Diziden sonra bir genç o dönemle ilgili bir tarih kitabı alıyorsa dizi amacına ulaşmıştır.

* Türkiye'deki oyunculuk sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Ö: Sektör inanılmaz gelişti. 85 yeni dizi girmiş. Herkes mi senarist oldu, herkes mi oyuncu oldu. Ama eleme olacak ve kalan kalacak. Keşke daha fazla sinema filmi yapılsa... M: Çok fazla talep de var ki sektör kendini geliştiriyor. Bir yönden sonra sinemaya kayacak sektör. Daha fazla imkan ve daha çok iş bilen insanlar yetişiyor. Türk oyuncular çok yetenekli. Bir Haluk Bilginer mesala dünya çapında bir adam. Fakat teknik eksiklerimiz var. Yönetmenler, ışık tasarımcıları, sahne tasarımcıları, teorisyenler yok. Bunlara ihtiyacımız var ama bunlara yönelik talep yok. Herkes başrol oyuncusu olmak istiyor.

"Elektriğimiz çok farklı"

Aranızda aşk olup olmadığına dair sorular geliyor mu? Yakıştırılıyor musunuz? M: İşin en sevindirici yanı bu işte. Böyle bir soruyla hiç karşılaşmadık. Yolda da benim başıma hiç öyle şeyler gelmiyor. Genç kızlar çığlıklar filan atmıyor. İnsanlar gözleri dolu dolu teşekkür ediyorlar. Bu dizinin anlattıkları kalplerine dokunuyor ve bu daha önemli onlar için. Ö: Bizim elektriğimiz çok farklı. Mehmet Ali'yi çok seviyorum. İyi bir oyuncu, iyi bir arkadaş. Birbirimize problemlerimizi anlatıyoruz.

Buge CANKAT

www.sabah.com.tr