röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2008 Pazartesi

Geniş Zamanlarda Kesişen Hayatlar



Haberleri okumak için lütfen üzerine tıklayınız....

18 Ocak 2008 Cuma

50 Soruda Özge Özberk: Alice Harikalar Diyarında


ALiCE HARiKALAR DiYARINDA

Özge Özberk şu sıralar çok heyecanlı.LJünkü biz bu röportajı yaparken büyük aşkıyla evlenmesine sadece 10 gün kaldı.Yani siz bu röportajı okurken o çiçeğŸi burnunda,evli bir kadın olacak.Hayata hep güzel tarafından bakmayı başaran Özberk'le röportaj yaparken hakkında öğŸrenmedik hiçbirşey bırakmadık.

1-İsminizi kendiniz koyacak olsaydınız ne koyardınız?
Hep Harikalar Diyarı'nda kalmak için adım Alice olsun isterdim.

2-Hayatta en utandığŸınız an?
Her iltifat aldığŸımda utanırım.

3-Kaç yaşında aşık oldunuz,adı neydi ve nasıl biriydi?
ilkokuldaydım ama şimdi ismi neydi unuttum...Bir kız daha vardı ondan hoşlanan.Sürekli sorardım ''Onu mu seviyorsun,beni mi'' diye?

4-Bugüne kadar birinin sizin için yaptığŸı en romantik şey nedir?
Sevgilim Hayim'in evlilik teklifi.Detay vermem ama gerçekten çok romantikti.

5-Bir erkeğŸin önce nesine bakarsınız?
Gözlerine sanırım.Çünkü en anlamlı yerler gözlerdir,çok şey anlatır.

6-Sevgilinizin özel eşyalarına baktığŸınız,cep telefonu mesajlarını okuduğŸunuz oldumu?
Bu tamamen karşılıklı güvenle ilgili.Ben sevgilime güveniyorum,hiç aklımdan geçmez özel eşyalarını karıştırmak.Sadece gecenin körü bir mesaj gelirse önemli bir şey olup olmadığŸını sorarım.

7-Sevgilinizin sizi aldattığŸını görseniz...
Eeee...Umarım görmem.Düşünmek bile istemiyorum.Tabii canım kim isterki.

8-Hiç sevgilinizi aldattığŸınız oldu mu?
Hayır.Karşılıklı güvensizliğŸin olduğŸu her yerde aldatma olur.ilişkiiyi aldatmaya iten en önemli neden,güvensizlik ve kıskançlıktır bence.Bu noktada da ilişkiyi bitirmek gerekir.

9-Sevgilinize nasıl hitap edersiniz?Canım,aşkım,hayatım vs...
Bi'taneciim.

10-Bir erkekte en tahammül edemediğŸiniz şey nedir?
Bakımsız olması.Birde aşırı kıskanç erkeğŸe tahammül edemem.

11-Aşkta terk eden mi,terk edilenmisiniz?
Koşullar ne getiriyorsa odur.

12-Aşkın ömrü sizce ne kadar?
Sizi tükettiğŸi kadardır.3-5 yıl diye bi kıstas olmaz.Bence bir ilişki ancak aldatma söz konusu olursa biter.Zaten başka hangi nedenle bitebilirki bir ilişki.EğŸer sevgi ve saygı varsa her şeyin orta yolu budur.

13-En uzun ilişkiniz ne kadar sürdü?
Üœç buçuk yıldır son hızla sürüyor çok şükür.

14-Aşık olduğŸunuzu nasıl anlarsınız,nasıl belirtiler gösterirsiniz?
Bellli etmediğŸimi sanıyordum ama Hayim anlamış.Aşık olduğŸumda enerjim yükselir.Çok oğŸal olurum.Ben genelde hiç dırdır yapmam sıkmam sevgilimi.ilişkimizin bu kadar güzel gidiyor olmasının sebebi biraz da bu olabilir.

15-Hayatınızdaki en büyük hayal kırıklığŸı?
Büyük bir hayal kırıklığŸı yaşamadım.Benim için çok sevdiğŸim insanların hayatımdan gitmesi hayal kırıklığŸıdır.Mesela anneannemin ölümü gibi.''Ödül alamadım'' gibi şeylere üzülmek saçma ve boş geliyor bana.

16-Size kazık atan birinden nasıl intikam alırsınız?
intikam duygum yoktur,sadece ilişkimi keserim.

17-Hiç kapılarıaçtırmak için adınızı kullandınız mı?
Çok gerekliyse,o kapıdan girmek önemliyse,evet kullanabilirim.

18-Sürekli mırıldadığŸınız şarkılar...
Genelde duyduğŸum bütün melodiler takılır dilime ama özellikle bir şarkı yoktur.

19-Hesabıınıza yanlışlıkla 100 bin Dolar yatırsalar ne yaparsınız?
Bu kadar büyük bi yanlışlık bana gelmez.Denk gelse bile sonrasına iki katına patlıyacağŸıma baştan düzeltirim yanlışlığŸı.

20-Birinin arkasından konuşurken yakalandığŸınızda ne yaparsınız?
Bir teşekkür alırım,çünkü eminim kötü konuşmuyorumdur.

21-Kontrolünüzü kaybettiğŸinizde en çok yaptığŸınız şey?
Derin nefes almak,10'a kadar saymak.Sinirim yine de geçmezse,kırabileceğŸim bir şey bulmak.

22-Hangi durumda birine yalvarırsınız?
Zor durumda olan birine yardım edebileceksem...

23-Bir kıyafet balosuna hangi kıyafetle gitmek isterdiniz?
Kesinlikle 70'ler...Çünkü en eğŸlenceli,en civcivli dönem.EğŸlenelim,coşalım.Aman ölümlü dünya!

24-Bugüne kadar yaptığŸınız en çılgınca şey?
Las vegas'ta upuzun ve çok hızlı giden trenlere binmiştim.Trende tepetaklak dönerken çığŸlıkla karışık,Hayime küfürler yağŸdırmıştım ama indikten sonra ''iyi ki yapmışım'' demiştim.

25-Dünyada herhangi bir yer olsaydınız neresi olurdunuz?Neden?
ibiza.insanlar ibiza'yz sadece ve sadece eğŸlenmek için gidiyorlar.ibiza'nın yanında küçük bir ada var orada da insanlar konuşmuyor bile.YaşadığŸınız huzuru kelimelerle anlatmak mümkün değŸil.

26-Sizi üç kavramla özetleseler ne derlerdi?
Pozitif,içten,dürüst.

27-En beyendiğŸiniz politikacı kim ve neden?
Bu konuda çok kararsızım.

28-Hangi koşulda yalan söylersiniz?
Biraz önce ''dürüst'' diye tanındığŸımı söylediğŸim için ''Hiç bir koşulda'' demek zorundayım.

29-Sizce yaşaan en seksi star kim?
Madonna.Her daim,her şeyiyle ve her şekilde...

30-Dünyada hangi starla aynı projede yer almak istersiniz?
Edward Norton.OlağŸan üstü bir oyuncu,çok başarılı.

31-Şimdiye kadar sizi en çok etkileyen film hangisiydi?
Yakın dönemde,her yönüyle ''Babil'' filmi beni çok etkiledi.

32-En büyük korkunuz?
Ailem ve sevdiklerimde ayrı kalmak.

33-Hiç estetik ameliyatı geçirdiniz mi?
Burun operasyonu geçirdim.

34-En korkunç kabusunuzu hatırlıyormusunuz?
Hayır.Hep güzel şeyler görürüm,çok da hatırlamam doğŸrusu.

35-Sürekli yaptığŸınız ama başkaları tarafından tuhaf karşılanan şey?
Sürekli yaptığŸım ve tuhaf karşılanan bir alışkanlığŸım yok.

36-Hiç intihar etmeyi düşündünüz mü?
Çok cahilce buluyorum.Ölümcül sayılabilecel bir şry için biledeğŸmez.Çünkü intahar çözüm değŸil.

37-Hayatınızın amacı nedir?
Mutlu olmak ve iyi projelerde yer almak.

38-Terapistiniz varmı?
Hayır.Hiç ihtiyaç duymadım.

39-En son neye güldünüz?
Bir magazin programında,Lerzan Mutlu ve Emel MüftüoğŸlu arasındaki atışmaya.

40-Lakabınız varmı?
Gügüsh.

41-UnutamadığŸınız tatiliniz?
Hayim'le gittiğŸim ilk tatilim.Tekne tatili yapmıştık ve bu tatilde birbirimize aşık olmuştuk.

42-Sizce Avrupa BirliğŸi'ne ne zamn gireceğŸiz?
''En kısa zamanda'' demeyi çok isterdim.

43-Bir çocuğŸa hayata dair ne öğŸüt verirdiniz?
Hayata sadece ve sadece çok sevdiğŸin işi yap.Başarı zaten arkasından gelir.

44-YaşadığŸınız en büyük acı nedir?
AnneanneciğŸimin vefatı.O benim için ikinci bir anneydi.Her anım onunla geçti.Ben anneannemin kopyasıyım.NeşemizpozitifliğŸimiz...

45-Yüzyılın dahisi olarak seçtiğŸiniz üç isim?
Müzik anlamında herşeyiyle Madonna.

46-Bir zaman makinası olsa hangi çağŸa giderdiniz?
YeniçağŸa.Yenilikler beni her zaman heycanlandırır.

47-Mecliste görmek istediğŸiniz üç isim?
Özel bir isim yok

48-Hayattaki en büyük mülkünüz?
Uzun zamandır çok yoğŸun çalıştığŸım için uyumak en büyük lüksüm.

49-Vücudunuzun en beyendiğŸiniz ve beyenmediğŸiniz yerleri?
BeyenmediğŸim yerim ayaklarım,beyendiğŸim yerimse ellerim.

50-Son söz?
Mutlu ve eğŸlenceli bir yaz diliyorum.Umarım herkes hayatının aşkıyla bir an önce karşılaşır.

Kaynak: Özge Özberk Resmi Site

12 Ocak 2008 Cumartesi

Özel Röportaj: PARLAYAN YILDIZ : ÖZGE ÖZBERK

Ben Özge Özberk ile tanıştığımda çok küçüktüm. İstanbullun sayfiye mekanlarından birinde yazlık komşularıydık. " Özge abla" idi bizim için o zamanlar Özge Özberk.

Daha sonra onlar taşındılar biz büyüdük?

Hani hepimizin komşu ablaları vardır hayatta merhabadan öte diyalogumuzun olmadığı ama hep güzel bulduğumuz.

Tabii ki zaman içinde ona tiyatrolarda dizilerde ve filmlerde rastlamaya başladım hepiniz gibi. Ama tek farkı ben gurur duyuyordum komşu ablamdı o benim.

Çok uzun süre sonra ulaştığımda hala aynı çocuksu sesi ve içtenliği ile karşıladı beni telefonda. Oysa ben numaraları çevirirken gerçekten tedirgindim. Sonra anladım ki Özge Özberk parlayan bir yıldız olmuştu ama hiç değişmemişti?.

Bu gün parlayan bir yıldız olan Özge Özberk çok yoğun temposu içinde bana ve çemberimdegüloya.tk Internet sitesi üyelerine vakit ayırabildi?

Önce tüm üyeler adına teşekkür ediyorum bugünün parlayan yıldızı olma ötesinde artık tam bir sanatçı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen genç yetenek sevgili Özge Özberk?e?.


İşte O Sımsıcacık Özge Özberk ile ÇemberimdeGulOya.Tk İçin Özel Sohbetimiz?..

ECE82 : Giriş konuşmamızda parlayan bir yıldız olduğunuzdan bahsettik. Parlayan bir yıldız olmak size neler hissettiriyor öncelikle bunu öğrenmek istiyoruz?

ÖZGE ÖZBERK : Evet aynen öyle acayip hoşuma giden çok mutlu edici bir şey ama şöyle ki her tarafta boy göstermememin sebebi illaki göz önünde oluyorsunuz ama hani ben magazinsel boyutta göz önünde olmak yerine sadece işimle ön planda olmak istiyorum?.
insanlardan da bu yönde tepkileri alıyorum zaten beni sokakta gördüklerinde özge Özberk olarak değil de yurdanur olarak tanıyorlar bu yüzdende yurdanur'a karşı çok büyük bir sevgileri olduğu için bana da sevgileri çok büyük oluyor.
Bir de tabii bu benim tiyatroda 10. yılım olduğu ve attığım adımları bilerek attığım için böyle hani AA yıldız şöhret falan olmuyorum çünkü ben onların içinde büyüdüm. Ben inanılmaz starlarla büyüdüm Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan gibi çok önemli iki insanla 10 yıldır birlikte olduğum için böyle çok şöhreti falan yaşamıyorum.

ECE82 : Siz tiyatro kökenli bir oyuncusunuz , tiyatro ve televizyon arsında sizce ne gibi farklar var? Bu iki sektörün size getirileri ve götürüleri nelerdir?

ÖZGE ÖZBERK : Oyunculuk açısından hiç bir şey fark etmiyor ama aslında teknik olarak üçü de birbirinden çok farklı.. Dizi oyunculuğu bir kere çok yorucu çünkü her hafta o senaryo elinize geliyor bazen senaryoyu okuyamadan gitmiş oluyorsunuz senaryoyu sette görüyorsunuz hani o kadar yoğun oluyorsunuz ki o gün çok fazla konsantre olamayabiliyoruz. Sinemada ise belli bir süreniz var mesela 1.5 aylık bir süreniz var o sürede rolünüzü çıkartıyorsunuz adapte oluyorsunuz o yönden tiyatroyla çok benzeşiyor. Ama teknik olarak karşılığını tiyatroda hemen alıyorsunuz çalıştığınız 2 aylık kamp süreci sonunda hemen alıyorsunuz sinemada okuduğunuz yazılan şeylerle alıyorsunuz. En büyük fark bu ama tabi oyunculuk açısından her üçünde de yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz performans açısından bir fark yok.

ECE82 : Oynadığınız tüm rollerde özellikle Yurdanur karakterinde çok iyi bir performans sergiliyorsunuz , nasıl konsantre olduğunuz merak ediyoruz? Yurdanurla benzer noktalarınız var mı?

ÖZGE ÖZBERK : Nasıl konsantre oluyorum , valla senaryo her şeyi o kadere birebir veriyor ki bu konuda zorlanmıyorum tek fazladan Yurdanurla çok benzeşmiyorum. Yurdanur çok dediğim dedik ayakları yere basan tuttuğunu koparan biraz böyle ne biliyim etrafına hakim olabilen bir kadın. Evet Özge biraz daha farklı böyle kıpır kıpır yerinde duramayan Yurdanur o enerjini özgeden alıyor ama o ağır başlı karakteri Özgede yerine göre var. Yurdanur un hayatına yerleşmiş ama Özgede biraz daha enerjik yani aman boş ver ne olacak , bir problemle karşılaşsam onu illaki çözmek için uğraşmam çözebildiğim kadar dayanırım ama Yurdanur da öyle değil tabi Özge Yurdanur kadar uğraşmaz.

ECE82 : Sizde dizide canlandırdığınız karakter gibi değerleriniz uğruna her şeyi ve herkesi karşınıza alabilir misiniz?

ÖZGE ÖZBERK : Bu soru çok fazla soruluyor bende hep şöyle diyorum yapabileceğimin , elimden gelenin en iyisini yaparım , iki elim kanda olsa yaparım fakat ailemi bir kenara atmak konusunda Yurdanur kadar cesaretli olamam. Biraz daha politik davranabilirim ben hani ne yardan ne aileden ama ailemi kesinlikle bir kenara atmam orta yolu bulmaya çalışırım.

ECE82 : Bu güne kadar oynamaktan keyif aldığınız ya da kendinizle en çok bağdaştırdığınız karakter hangisiydi? Neden?

ÖZGE ÖZBERK : Valla karakter olarak en çok göze batan değŸilde en çok sempati toplayan Yurdanur. Yurdanur'u çok sevdim acayip sevdim. 10. ay oldu hakikaten ben Yurdanur?la yatıp Yurdanur?la kalkıyorum. Yurdanur burada ne der, ne düşünür? Hayatıma olan etkisi anlamında ?ya? ile başlayan bir cümle kuracak oluyorum ama Yurdanur cümleye ? ya ? ile başlamaz mesela bunları düşünmeye başlıyorum. En çok beni etkileyen Yurdanur.
Bir de bizimkiler dizisinde 6 yıl Zeynep rolünü oynadım. Ama o çok benim gibi bir karakterdi üniversite öğrencisiydi kendimden çok fazla bir şey vermedim çünkü çok kendimi oynadım onda.

ECE82 : Çevremdeki insanlarla konuştuğumda hani bir selpak reklamı vardı onda ağlamanız çok beğeni toplamış. Çok doğal olduğu söyleniyor. Nasıl bir çekimdi o bize biraz anlatır mısınız?

ÖZGE ÖZBERK : Onu şöyle açıklayayım , o gün ben sete giderken abımı ( Özgür Özberk ) Amerika'ya yolculamıştık ve ben abimle vedalaşamadan sete gittim.. o kadar içimde kaldık ki. Çok seviyorum abımı hani dünya bir yana o bir yana, vedalaşamamanın verdiği o 3,2,1 kayıtla ben hüngür hüngür ağlıyordum yani. Nasıl ben onunla vedalaşamadım ben sete geliyorum o uçakta diye düşünüyordum tabi o motivasyonla çok başarılı bir reklam oldu.

ECE82 : Ben şimdide belirtiyim ben çok farklı bir gözle bakıyorum abinizle olan ilişkinize çünkü sizi daha önceden tanıyor olmanın getirisi olarak abinizle olan ilişkilerinizi gözleyebilen bir çocuk olmuştum. Ama üyelerimizin en çok merak ettiği konulardan biride bu abiniz Özgür Özberkle olan ilişkiniz nasıldır biraz anlatır mısınız?

ÖZGE ÖZBERK : Bizim ilişkimiz çok özel , çok güzel. Biz hiç abi kardeş gibi değilde daha çok arkadaş gibiyiz. Aramızda hakikaten bir aşk var . böyle bir problemimiz olduğunda hemen dertleşiriz anlatırız birbirimize. Zaten şu anda beraber yaşıyoruz. Bana hiç eyvah abim geliyor olayını yaşatmadı. Yani ben bu durumdan çok memnunum. O benim abim olduğu için çok şanslıyım.

ECE82 : Kadın isterse adlı TV dizisinde rol aldığınızı öğrendik. Bu dizi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

ÖZGE ÖZBERK : Ya zaten bu çok geçici bir durum. Ben dizide 5-6 bölüm rol alıyorum. Tabi ki bu projeyi kabul etmemin kendimce iyi sebepleri var. Bunlar birincisi Birol Güvene çok inanırın beğenirim onunla çalışmak çok hoş. ikincisi ise Cihan Önal ve benim BKM de yıllarca beraber çalıştığım sevgili Zerrin Sümerde var bu projede bunlarda beni çok etkiledi tabi.

ECE82 : Dizi bittikten sonraki projeleriniz nelerdir? Sinema tiyatro ve ya televizyon sektörlerinden hangisine ağırlık vermeyi düşünüyorsunuz?

ÖZGE ÖZBERK : Öncelikle ben biraz sakinlik için tatil yapacağım çünkü çok yoğunduk. Hani böyle beden yorgunluğu değil de kafamın Yurdanur la dolu olması beni çok yordu. Birazcık kafamı boşaltmam lazım. şu anda gelen tüm teklifleri geri çeviriyorum hani yazın yapmayacağım iyi bir tatil yapmayı düşünüyorum. Sinema filmi var bir iki tane belki onlar olur. Çağanın projelerinden biri olabilir. şu anda BKM ye de ara verdim şimdi orda Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan’ın süper bir oyunu var. Ama öncelikle iyi bir tatil.

ECE82 : Set arkadaşlarınızla aranız nasıldır. Birçoğu sizden daha deneyimli hatta bizim usta diye tabir ettiğimiz tiyatrocular onların size kattıkları nelerdir?

ÖZGE ÖZBERK : Var ya olağan üstü bir ortam burası. Hepimiz birbirimize kenetlenmiş biçimdeyiz. Özellikle konağa geldiğinde daha iyi göreceksin. O kadar güzel ki burası eminim bundan sonraki projelerde tedirgin olacağım bu ortamı arayacağım. Hepsi çok ustalar.

ECE82 : Bundan sonraki projelerde nasıl seçici olacaksınız kriterleriniz var mı?

ÖZGE ÖZBERK : Benim çalışacağım işlerde yönetmene güvenmem gerekiyor. Bunun dışında bence oyuncu bir hamurdur ne gerekiyorsa onu yapmalıdır. Mesela GORA da öpüşme sahnesi vardı o ben değildim ki Ceku Arifle öpüşüyordu. Motor dendiği zaman oyuncu o role girmelidir.

ECE82 : Özge Özberk hangi takımı tutar, ne tür kokulardan hoşlanır , en son hangi kitabı okudu , kısaca bize kendinizi anlatır mısınız?


ÖZGE ÖZBERK : Öncelikle Beşiktaşlıyım. Önce dolce gabana light blue kullanıyordum. şimdi daha yazlık bir koku kullanıyorum calvin clane nın summer ını kullanıyorum. Valla müzik konusunda ben clublere gitmekten hoşlanıyorum. Yurdanurla tam anlamıyla zıttık o konuda. En son hacı komünisti okudum Ferhan şensoyun. Mesela o kitapta tanıdığım insanların şans kapıyı kırınca filminin setinde neler yaşadığı anlatılıyor. Bunu okumak çok keyifliydi. Bir de tabii ki Ferhan şensoyun kalemi çok muhteşem. Çok eğŸlenceli bir kitaptı.


ECE82 : Çemberimde gül oya dizisini çekerken en çok güldüğünüz ve duygulandığınız sahneler hangileri?

ÖZGE ÖZBERK : Evet bir drama için en çok güldüğünüz demek enteresan ama biz Suzan Aksoyun olduğu her sahnede tüm ekip olarak çok gülüyoruz. Mesela geçen hafta bir Türk filmi prova sahnesi vardı orda çok güldük bir şey yapıyor set olarak çok ama çok gülüyoruz.
Ağlamaya gelince inanın sizin ağladığınız her sahnede bizde sette makyajcılar da dahil olmak üzere hüngür hüngür ağlıyoruz. Ama ben en çok Işıl Yücesoyla ilk bölümlerden birinde hani Yurdanurun çeyizi getiriyordu da aralarında bir konuşma geçiyordu ya orda hem Işıl Yücesoy hem de ben gerçekten ağladık. Sahne bittiğinde hala hıçkırıyordum. Arkamı bir döndüm herkes perişan herkes ağlıyor.

ECE82 : Son olarak üyelerimiz arasında genç oyuncu adayları da bulunmakta, onlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

ÖZGE ÖZBERK : Valla gözlerini kapasınlar ve bu işi aşkla yapsınlar. Çünkü bu iş hakikaten sevmeden yapılacak bir iş değil. Sonuçta fizik , kimya , matematik problemi çözmüyorsun bu iş duyguyla yapılacak bir iş , o yüzden çok sevmeleri gerekiyor. Böyle bugün iyi değŸilim benzeri şeyler yok. Mesela bize 8 de burada olun dense biz sabah 8?e 5 kala burada hazır oluruz. O yüzden büyük bir aşk gerekir. Oyunculuk çok farklı bir şey çünkü hani Allah’ın bir lütfü denir ya hakikaten öyle bir şey yani ben çok mutluyum oyuncu olduğum için.

ECE82 : Ben her zaman tiyatro kökenli oyuncuların daha kaliteli olduğunu ve bu sektörde sıyrılıp çok iyi yerlere geleceğini düşünürüm. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

ÖZGE ÖZBERK : Bende kesinlikle senin gibi düşünüyorum. valla ben 10 yıldır Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan’ın okulunda okuyorum. Bir kere bir oyuncu için en önemli şey gözlem yapmaktır. Seyredip kaydetmektir. Sonra onu akılda tutup gerektiği yerde pat diye kullanmaktır. Ama bu taklit etmek olmamalıdır yani onun neler yaptığını gözlemleyip kendinizden de bir şeyler katarsanız bu size oyunculuk kimliğini kazandırır. Bu yüzden gözlem yapmak çok önemlidir. Ve ben bu 10 yıl boyunca çok iyi bir Demet Akbağ gözlemcisi oldum. Hakikaten ondan çok şey öğrendim ama tabi onun dışında Yılmaz Erdoğan var ,Zerrin Sümer var, Sinan Bengiler var, Altan Erkekli var ki hapsi çok büyük oyuncular . benim en büyük şansım onlarla beraber olmak.

Süper Dergisi Özge Özberk Röportaj'ı

ÖZGE ÖZBERK HARiKALAR DiYARINDA



Onu önce 'da G.O.R.A'da prenses CEKU olarak tanıdık.Daha sonra ''Çemberimde Gül Oya''dizisinde ve ''Babam ve OğŸlum''filminde çıktı karşımıza.Bugünlerde ''Geniş Zamanlar''da rol alan Özberk kıpır kıpır tavırları ve sımsıcak gülümsemesi ile Haziran sayımıza yakışan bir kapak kızı oldu.Özge'nin pozitif enerjisini hissetmek için sayfalarımızı çevirin!


''Modayı ve trendleri yakından takip ediyorum.Bu sezon özellikle retro akımını kendime yakın buldum.O dönem elbiselerine bayılıyorum.''


ÖZGE ÖZBERK
*Bu sezon başında aldığŸınız ilk ürün...
''V2K'dan elbise ve tişört''

*Yakında almayı planladığŸınız ürün...
''Converse ayakkabı''

*Sezonun en sevdiğŸiniz trendi...
''Retro elbiseler ve takılar''

*Tarzınızı en iyi açıklayan kelime...
''Spor''

*En sevdiğŸiniz aksesuar...
''Saat ve kolye''

*En sevdiğŸiniz çanta markası...
''Gucci ve Guess''

*Tercih ettiğŸiniz jean markası...
''Diesel ve Energie''

*En sevdiğŸiniz tasarımcılar...
''Miu Miu,Anna Sui,Marc Jacobs''

*Giymeden sokağŸa çıkmadığŸınız şey...
''Saat''

*En iyi alışveriş arkadaşınız...
''Arkadaşım Hayim''

*Ucuz kaçış noktalarınız...
''Zara,Mango,Accessorize''

*Alışverişe çıktığŸınızda mutlaka uğŸradığŸınız mağŸazalar...
''V2K,Nine West,Fornarina''

*Eskiyene kadar giydiğŸiniz parça...
''Jean'lerim''

*Alışveriş yaparken en nefret ettiğŸiniz şey...
''Alışveriş yaparken o kadar mutlu olurum ki,o sırada hiçbirşey beni kolay kolay sinirlendiremez''

*En çok aldığŸınız ürün...
''Renkli kolyeler''

*Cumartesi gecesi için en sevdiğŸiniz kıyafet...
''Jean ve şık bir bluz''

*Habersiz çıkan bir davete giymek için kurtarıcınız olan bir parça...
''Siyah bir elbise''

*En rahat ettiğŸiniz bir kombin...
''Bermuda şort,tişört ve Havaianas''

*VazgeçemediğŸiniz klasikler...
''Beyaz tişörtler''

10 Ocak 2008 Perşembe

2005 Yılı Özge’nin Yılı Olacak


Kanal D’nin reyting rekorları kıran dizisi ‘Çemberimde gül oya’nın Yurdanur’u Özge Özberk, en büyük ödülü halktan aldığını söylüyor. Özberk, ‘Oyunculuğumla yaşattığım Yurdanur karakteri, o yılları yaşayan kadınları çok etkiliyor. Beni yolda çevirip, gözleri dolu dolu teşekkür ediyorlar’ diyor Özge Özberk.

Yolda çevirip teşekkür ediyorlar Özge Özberk’i ‘Gora’ filminin güzel prensesi ‘Ceku’ olarak da hatırlamak mümkün. Ama o ‘Çemberimde gül oya’ ile o kadar bütünleşti ki, artık herkes ‘Yurdanur’ olarak tanıyor ve tebrik ediyor genç oyuncuyu.

Yaptığınız işlerdeki başarınız, bir süredir sizi gündemin en üst sıralarına oturttu. Peki kendinizi bize anlatmanızı istesek, nasıl biridir Özge Özberk?

Ben 13 Ağustos 1976 doğumlu, Aslan burcu bir kızım. Sanıyorum ki ben büyümemiş bir aslanım, kedi aslanım galiba! Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ndeki tiyatro eğitimimden hemen sonra 1994 yılında BKM’nin kurulduğu günlerde tiyatro yaşamım başladı. Şu anda mesleğimdeki 10’uncu yılım. İlk oyunculuğum Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı Turgay Kantürk’ün yönettiği ‘Oto Gargara’ ile BKM sahnesinde başladı. O günden sonra hiç dur durak bilmeden koşuşturdum diyor Özge Özberk.

Başarınızın ardında yoğun bir çaba ve özveri olduğu kesin. Peki bu başarıdaki diğer sırlarınız nedir?

Özge Özberk'in ‘Oto Gargara’ ile başlayan tiyatro hayatım ‘Sen hiç ateş böceği gördün mü’nün ardından, Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı ‘Oğlum adam olacak’la devam etti. Orada hem oynadım, hem de yönetmen yardımcılığı yaptım. Şu anda BKM’de ‘Bana bir şeyhler oluyor’la tiyatro oyunculuğum devam ediyor. Bu arada bir de sinema filmim var biliyorsunuz. Benim sırrımı soruyorsunuz! Evet benim sırrımın arkasında kocaman bir BKM imzası var.

medyaline

'G.O.R.A.'da eski filmleri izleyen prenses Ceku'yu canlandiran Özge Özberk, Kanal D'de yayimlanan 'Cemberimde Gul Oya'da da basrolde. Genc oyuncu, 'Eski asklar yok!' diyor

HIZIR TUZEL

İSTANBUL - 'G.O.R.A.'yi izlerken, 'Tum bu perdede olup bitenler gercek olsa, dunya ne kadar sevimli bir yer olurdu' diye dusunmeden edemedim. Ve, bu filmde emegi gecen herkesin uzaylilarla irtibat halinde olduklarina dair bir suphe uyandi icimde. Ancak uzaylilar yapabilirdi cunku bu filmi. Gecen hafta, Ozan Guven'in Radikal'e yaptigi aciklamada, saka yollu, 'Cem Yilmaz uzaylilarin basidir' demesi de, ayrica kafami karistirmisti. Hemen Sirius Uzay Merkezi Baskani ve UFO uzmani olan Haktan Hakdogan'a gidip konuyu arastiracaktim ama meseleyi icerden halledeyim dedim.
Filmde 'Ceku' adli uzayli bir prensesi canlandiran Özge Özberk'i buldum. Kendisiyle yaptigim gorusmede uzay ve uzaylilarla ilgili sorularimi aciklikla yanitlamamasi dikkatimi cekti. Ornegin 'Nereden gelip, nereye gidersiniz?' seklindeki ince sorumu soyle yanitladi:
"1976 dogumluyum. Mujdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bolumu'nden mezun oldum. 'Bizim Ev', 'Sir Dosyasi', 'Bizimkiler' gibi televizyon dizilerinde oynadim. Simdi de, 'Cemberimde Gul Oya' var. Ayrica, BKM Oyunculari'inda 'Otogargara', 'Sen Hic Ates Bocegi Gordun Mu?' ve 'Bana Bir Seyhler Oluyor' gibi oyunlarda rol aldim."
Ozge hanim, citi piti, insanin gozlerine guzel guzel bakan, eski Turk filmlerindeki masum kiz edasinda sirin biri. Hos hos guluyor ikide bir. İste o zaman supheleniyorum kendisinden. Bu kadar dogal gulen, kendini saklamaya ozen gostermeyen, samimi insan kalmadigi icin dogru yolda ilerledigimi fark ettim. Vardi bu kizda bir seyler. 'Siz G.O.R.A.'da eski Turk filmleri izleyen bir prensesi canlandirirken beri yandan da, 'Cemberimde Gul Oya'da yine eski zamanlarda yasiyorsunuz. O zaman soyleyin bakalim, nedir bu eski zaman takintilari. Ornegin, siz de, Ceku gibi eski Turk filmlerini filan izliyor musunuz?' Samsirip kaldi tabii, bu soru karsisinda. Bir sure kendini toparlamaya calisti. Bakti ki, kacis yok, anlatmaya devam etti:

Eski asklar
"Belgin Doruk'u kucuklugumden beri cok severim, seyrederim. Ama oyle oturup da cok fazla seyretmezdim acikcasi. Ama cok eglenceli bulurdum o donemin filmlerini. O nostaljiyi ve eski donemi hissetmek acikcasi cok heyecanlandirici bir sey. O kostumleri, o naifligi, o askta yasanan heyecani biraz olsun hissetmek guzel. Sonra, dizi cekimlerinde o donemi, senaryoya bagli kalarak da olsa yasamak, cok heyecanlandirdi beni. O doneme ait hissettim kendimi. İcine girdim ve icimde hissediyorum, cok guzel bir seymis. Demek ki ben bunu gormezden gelmisim daha once. Dizi oncesi ve sonrasi diye ayirabiliriz bunu. Diziye kadar cok fazla eski Turk filmi seyretmezdim, asklar filan ilgilendirmezdi, yakin gelmezdi ama artik takip etmeye calisiyorum. Hem de cok zevk aliyorum."
Oyle ya, Ozge hanim dogru soyluyor. Eski asklar kalmadi artik. Ask icin verem olmalar filan pek yok zamanimizda. Ben uzay konusunda durum degerlendirmesi yaparken o devam ediyor eski ask meselelerine:
"Simdikiyle farkli, arada cok buyuk bir ucurum var. 'Sevgi meselesi bu kadar mi degisir?' diye dusunuyorum. Hep bir gizli ask, 'Ama buyuyu bozmayalim' durumlari varmis hep. El ele tutustuklari, goz goze geldikleri cay bahcesi asklari varmis. 'Sevgilimin mendilini kokladim gunum guzel gececek' durumlari varmis. Simdi, 'Kiz bana mesaj atti abi' durumlari yasaniyor. Cok yuzeysel yasaniyor her sey, cok alternatifli yasiyoruz belki de bu yuzden. Kadinlar artik ayaklari uzerinde durabiliyorlar mesela. Sonra, bencil yasaniyor artik. Bir de simdi askta cok fazla aci cekmiyoruz. Aci yasansa da, iki-uc gunde atlatiliyor. İki tane depresyon hapi icip, kendine geliyorsun. Mektuplar filan yazilirmis, simdi insan terk edildigini bile cok sonra ogrenebiliyor. Gecmisle buyuk ucurum var."


'Uzaylilar gelecek'
Bakiyorum Özge Özberk sorularimi gecistiriyor. Ben de onu bir soru yagmuruna tutuyorum ki sormayin. Sanirsiniz meteor yagmuru. Birbiri ardina sorumlarimla onu bunaltiyor. Onu G.O.R.A.'daki gibi bir uzay atmosferine sokuyorum.
Uzayla araniz nasildir, ilgilenir misiniz?
Valla Cem Yilmaz'a kadar cok fazla ilgilenmiyordum, Ozan da demis, 'Cem Yilmaz uzaylinin ta kendisi' diye. Hakikaten bence de, o uzayli. Aynen ben de oyle dusunuyorum.
Cem beyin kuyrugu filan mi var?
Onu gormedim ama cok baska bir yerde yasiyor. Beyin dalgalarini yakalayabilmek cok zor ama yakaladiniz mi, cok baska bir boyuta geciyorsunuz. Onun baska bir enerjisi var ve bu dunyaya ait degil ve eminim onun gibi bir zekâya bir daha rastlayamam.
Zaman zaman medyada birtakim UFO haberleri cikar, izler misiniz bunlari?
İlla ki bunlar oluyor. Yoktan bir sey uzerine bu kadar cok dusunulemez, bu kadar sey yazilamaz, bu kadar film yapilamaz. İlla bir gun bir yerlerden cikacaklar ve 'Biz buradayiz, siz nasilsiniz?' diyecekler. Bir sekilde gelecekler.
Sizce bunlar iyiler mi kotuler mi?
Kotu olsalardi coktan gelmislerdi, ortam cok uygun, bence iyiler. Medeniyet olarak bizi asmislar ve daha bizi seyrediyorlar. 'Bakalim bunlar daha neler yapacaklar?' diye.
Filmin cekimi esnasinda size bir mudahalede bulundular mi?
Valla keske oyle bir sey olsaydi. O zaman film daha cabuk gosterime girerdi diye dusunuyorum.
Begenmediler belki de, o yuzden?
Begenmemeleri mumkun degil. Uzayli da olsa, insan her yerde insandir.
Sizin daha once bu filmde beraber oynadiginiz bazi erkeklerle yakin iliskileriniz olmus. Bunun uzayla bir ilgisi var mi, yoksa yabanci erkekleri(!) begenmiyor musunuz?
Bunlarin uzayla bir ilgisi yok. Bu tip konulari konusmak istemiyorum artik. Bazi seyler yasanir ve biter. Zaten bu camiadan kimseyle artik beraber olmamaya calisiyorum acikcasi. Bir dis goz olarak bakinca buna karar verdim. Ayni ortamda olmak, ayni iste calismak cok avantajli degil. İste ve evde birliktesiniz, evde kavga ettiniz bunu sahneye yansitmamaniz gerekiyor, zor bir sey.

radikal

8 Ocak 2008 Salı

Günümüzde Geçen Hikayelerde Oynamayı Sevmiyorum


OZGE OZBERK "Kirik Kanatlar" dizisiyle karsimizda. Onu "Cemberimde Gul Oya" ile TV'de, "G.O.R.A." ve "Babam ve Oglum" ile sinemada izleyip tanimistik. Aslinda Ozberk 12 yillik bir oyuncu, ustelik tiyatro kokenli.

YAPRAK ARAS

Özge Özberk'i nasil bilirsiniz? Dizileri yakindan takip edenler icin "Cemberimde Gul Oya"nin Yurdanur'u olabilir. Ama benim icin hâlâ Prenses Ceku o. Arif'i operek G.O.R.A. gezegeninin ates topundan kurtarilmasina katkida bulunmus bir yari kahraman!
Saka bir yana, "G.O.R.A."nin uzerine bir film ve iki dizide rol almasina ragmen sokaktaki bircok kisi ona hâlâ Ceku diyormus. "Aaa G.O.R.A." diyenler de oluyormus. "İzel'i gorup 'Aa, İzel Celik Ercan' diyenler gibi" diyor Ozberk gulerek ve ekliyor: "Ama yas ortalamasi yuksek olanlar daha cok Yurdanur olarak taniyor." "Babam ve Oglum" filmiyle Cagan Irmak'in "kadrolu oyunculari" arasina girdigine iyice inandigimiz Ozberk ile "Kirik Kanatlar" dizisini ve "Nazli" karakterini konusmak icin bulustuk.
Son dort aydir hayati Ayvalik'ta gecen Ozberk dizi furyasina artik bir son verme vaktinin geldigine inaniyor: "Hicbir seye vakit ayiramiyorum. Kazandigim parayi harcamaya bile vaktim yok. Bu yaz karar aldim, kendimi gelistirecek seyler yapmak, Amerika'ya gidip İngilizcemi ilerletmek, oyunculukla ilgili atolye calismalarina katilmak ve tiyatroya donmek istiyorum."

Proje sectiginizi soylemissiniz. "Kirik Kanatlar"i kabul etmenizde dizinin milli mucadele zamaninda geciyor olmasinin etkisi oldu mu?
Olmaz mi! "Su Cilgin Turkler"i okumustum goz yaslariyla, teklif tam uzerine geldi. Bir de gunumuzde gecen hikayelerde oynamayi cok sevmiyorum. Sinirlarimi zorlamak, neler yapabilecegimi gormek istiyorum.

Ailenizde Kurtulus Savasi'na katilmis kimse var mi?
Annemin dedesi, Kurtulus Savasi'nda cepheye gitmis ve bir daha geri donmemis. Mezari nerede, o bile bilinmiyor. Sehit torunu olmak cok buyuk bir gurur benim icin.

"Kirik Kanatlar"daki rolunuz icin arastirma yaptiniz mi?
Neyse ki "Cemberimde Gul Oya"ya gore biraz daha hazirlikliydim. Dizide, Nazli'yi canlandiriyorum. Keman calan, Fransizca egitim gormus, pasalarla buyumus bir kiz... Bunu arastirarak bilemezsiniz. Hayal dunyanizda yasatmaniz lazim. Babalari oluyor, Nazli'nin nisanlisi oluyor... Nisanlisina mektup vermek icin gara kostururken yaralilari goruyor ve milli mucadele ruhu bu noktada kanina giriyor. Eminim su anda boyle bir sey olsa, hepimiz canimizi disimize takip mucadele veririz. Tuyleri diken diken eden bir sey. Ve inanir misiniz, bunu sette neredeyse birebir yasadim. Kitaplari okumakla falan olacak bir sey degil.

Milli duygulariniz hayli kabarmis...
500 kisilik bir yardimci oyuncu kadrosu geldi. Gar sahnesi cekiliyor, biri kocasini ariyor, biri cocugunu bekliyor... O kargasayi gormeliydiniz. Herkes o kadar inanarak oynuyordu ki, gozlerimden yas geldi. İnanilmaz bir seydi.

"Senaryo degistirildi"

At binmeyi de ogrenmissiniz dizi icin...
(Guluyor) Orada cok kotu at tecrubeleri yasadim. Bana arizali bir at denk geldi; surekli beni uzerinden atmaya calisiyor. Bir keresinde boynunda bir sure asili kaldim. At korkusu geldi bana. Bes bolum kadar atlarla cebellestim. Altinci bolumden sonra atli degil, yaya olarak devam ettim. Senaryo degisti, artik her yere yuruyerek veya at arabasiyla gidiyorum.

Kurtulus Savasi icin kurulan bir set farkli olmali. Sizi en cok sasirtan ne oldu?
Cok pratik calisan bir sanat grubumuz var. Surekli calismamiz gereken koy meydanindaki tas evleri bozup yeniden yapmak mumkun olmadigi icin tekerlekli bir sistem gelistirmisler. Var olan evlerin uzerine ahsap dekoru giydirip 1920'li yillar dekoruna donusturuyorlar.

Bir roportajinizda dizi izlemediginizi soylemissiniz. Bunun nedeni isin icinde oldugunuz icin kaniksamaniz mi?
Bir suredir "Hirsiz-Polis"i takip ediyorum. Dizileri cok yakin hissetmiyorum kendime. Belki de icinde oldugum icin, bilemiyorum. Artik dizi oyuncusu olarak gorulmek istemiyorum. Keske cok iyi bir tiyatro oyunuyla kendimi gosterebilseydim. Bu, 11 yildir benim icimde buyuk bir ukte oldu. Son iki yildir diziler yuzunden sahneye cikamiyorum. En buyuk istegim iyi bir tiyatrocu olmak. Asla bir dizi oyuncusu olarak kalmak istemiyorum.

Bir de bir dizide birkac bolum gorunup kendini oyuncu olarak tanitanlar var...
Boyle bir hedefleri varsa ne guzel, kendilerini gelistirsinler. Ama iki kamera hareketi gorup "Ben oyuncu oldum" demeleri garip geliyor. 12 yil oldu ama ben bile daha boyle bir sey demiyorum.

"Erkek arkadasim sanki asker yolu bekliyor"

Cekimler yuzunden surekli Ayvalik'tayiz. Erkek arkadasimla cok az gorusebiliyoruz. Asker yolu bekliyormus gibi bir durumu var. Ama basarilarimi seyrettikce gurur duyuyor ve buna katlaniyor. Dizilerle hic alakasi olmayan bir insanken, ailemle birlikte dizi izlerken buldu kendini. "Cemberimde Gul Oya"yi da zorla seyrettiriyordum.
Bundan iki yil oncesine kadar denemeler yaziyordum. Birikmis 150 kadar hikayem vardi.
Defterler aldim Ayvalik'a giderken ama yorgunluktan hicbir sey yapacak halim kalmiyor.
Zamansizliktan alisveris yapma luksum kalmadi. Marka takintim yoktur ama İstanbul'a gelince Zara'ya bakmadan donmem.

"Burnumda problem vardi, neden yaptirmayayim?"

Özge Özberk: "Burnunu yaptirdi, bir yerlere geldi diye yazmislar bir yerde benim icin. Bunlarla kim ugrasir anlamiyorum. 12 yildir oyunculuk yapiyorum sonucta. İnsanlar guzel bir seye bakmak istiyorlar televizyonda. Rahatsiz oldugunuz bir sey varsa, ki benim burnumda problem vardi, neden yaptirmayayim? Bunun konusuluyor olmasi bile cok sacma."

"Cok cekingendim, dolmusta 'İnecek var' diyemezdim"

Cocuklugunuzda da merakli miydiniz oyunculuga?
Evet ama ilkokuldayken bir gun siir okuma sirasinda bir sahne korkusu geldi ve liseye kadar surdu. Cok cekingen bir cocuktum. Dolmusta "İnecek var" diyemezdim. Birisi inerse arkasindan inerdim.

Mujdat Gezen Sanat Merkezi'ni neden bitiremediniz?
Atildim. Sinifi cok iyi bir puanla gecmisken, bir hocamizin arizasi sonucunda bircok arkadasim benimle sinifta kaldi. Bunlar arasinda "Avrupa Yakasi"ndaki Selin'i oynayan Evrim Akin, Ozgu Namal gibi isimler de var. Bir daha konservatuvar falan dusunmedim. En buyuk konservatuvar BKM'ydi benim icin. 1994'te kurulurken girdim ve 11 yildir oradayim.

Sizin icin oyunculuktaki donum noktasi nedir peki?
"G.O.R.A."da kendimden cok farkli bir oyunculuk yuklemedim Ceku'ya. Zaten benim gibi bir kizdi Ceku. Cem'in (Yilmaz) isminin gectigi bir isin icinde yer almak zaten isminizi duyuruyor olmak demek. Ama oyunculuk adina bunca yildir biriktirdiklerimi "Cemberimde Gul Oya"da gosterdim.

Simdiye kadar en severek oynadiginiz karakter hangisiydi?
Yurdanur'un yeri cok ozeldir cunku cok sey kattim ona.
Kendimi Ozge degil, Yurdanur olarak dusunmeye calistim.
Cok disli bir karakterdi. Keske hepimiz Yurdanur olabilsek, istediklerimizi sonuna kadar savunup pesinden gitsek.

Milliyet

5 Ocak 2008 Cumartesi

Sabah Gazetesi: Çemberimde Gül Oya



Kardeşler aynı dizide buluştu

Onlar oyunculuga bas koymus iki kardes. Çemberimde Gul Oya dizisinde rol alan Özge Özberk ve Özgur Özberk, oyunculuk yolunda birbirlerine destek oluyor.

Soylediklerine gore 18 yasina kadar Besiktas'in nerede oldugunu bilmeyecek kadar iclerine kapanik iki kardestiler. Öyle ki biri sohbet etmeyi insanlari dinlemek sanirken, digeri bindigi otobuste inecek dugmesine basmaya bile utaniyordu. Ancak ne olduysa oldu ve bu iki utangac kardes bugun oynadiklari dizi ile Turkiye'nin gundemine oturdu. G.O.R.A. filmindeki Ceku karakteri ile tum dikkatleri uzerine ceken ve 'Çemberimde Gul Oya' isimli diziyle begeni toplayan Özge Özberk (29) ile aynı dizideki 'Cenk' roluyle taninan Özgur Özberk (31) simdi tam anlamiyla utangaclikla gecen yillarin acisini cikartiyor.

* İlk kez mi aynı dizide rol aliyorsunuz?

Özgur Özberk: Herkes oyle zannediyor ama aslinda biz daha once TGRT'de yayinlanan ve basrolde Cuneyt Arkin'in oynadigi 'Bizim Ev' isimli dizide birlikte oynadik. İkinci birlikte oynadigimiz dizi ise 'Çemberimde Gul Oya' oldu.

* Oyunculuga ilk olarak kim basladi da digerini de bu isin icine surukledi?

Özge Özberk: Ben daha once basladim. İlk kez 'Şaban Askerde' isimli dizide Kemal Sunal ile birlikte oynamistim. Alti yil boyunca 'Bizimkiler' dizisinde rol aldim. Daha sonra, Defne Samyeli'nin dans ve skeclerden olusan bir sovu vardi; onda oynadim. 1994 yilinda ise Besiktas Kultur Merkezi'nin oyuncusu oldum. Ama konservatuvar egitimi olarak Mujdat Gezen Sanat Merkezi'nden mezunum.

Özgur Özberk: Aslinda ben İstanbul Üniversitesi Elektronik Muhendisligini bitirdim. Okula devam ederken dizide oynamaya basladim. Tam 104 bolum 'Bizim Ev' dizisinde Cuneyt Arkin'la neredeyse bas basa oynadim. Dizinin bitmesiyle birlikte okulum da bitti. Tam bu donemde, ne yapacagima karar verme asamasinda New York'a isletme master'i yapmak uzere gittim. Ancak isletme yerine dort sene New York Üniversitesi'ne bagli HB Studyo'da oyunculuk okudum. Orada para kazanmak icin barmen sefliginden modellige kadar pek cok isle ugrastim. Özge ise Turkiye'de guzel isler yapiyordu ve beni Turkiye'ye donmeye ikna etti.

ÖZGÜR'Ü KISKANIRDIM

* Sizin iliskiniz nasil?

Özgur Özberk: Özge'yle biz cok yakiniz.

Özge Özberk: Kardes gibi degil de arkadas gibiyiz. Her seyi paylasiriz. Özgur bana kiz arkadasiyla olan problemlerinden, annemle babamla ilgili tum kafasina takilanlari anlatir.

Özgur Özberk: Biz de Özge Hanim'i az kurtarmadik.

* Kurtarmak ne anlamda? Erkek arkadas meselelerinde falan mi?

Özgur Özberk: Örnek olarak bunu veriyorsaniz olur tabii.

Özge Özberk: Ben Özgur'un kiz arkadaslarini kiskanirdim. Onu arayan oldugunda yanlis numara deyip telefonu cok kapattigim olmustur.

Özgur Özberk: Eger kiz arkadasimi daha ilk gorusunde sevmediyse, o kiz artik agziyla kus tutsa ilgisini cekemez. O yuzden gittik biz uzak diyarlara.

* Birlikte hayata gecirmek istediginiz baska projeler var mi?

Özgur Özberk: Hep bir uretkenlik pesindeyim ben. Televizyonda program yapmaktan, film calismalarina kadar pek cok projem var.

Özge Özberk: Ben biraz daha sakin olma taraftariyim. Yaptigim isi saglam tutup, sonuna kadar iyi yapmak istiyorum.

1 Ocak 2008 Salı

Sinekli Bakkal, Harika Pazar Röportajı Video

Özge Özberk & Mehmet Ali Nuroğlu


1970'lerin ruhu geri döndü

Takma kirpikler, büyük yaka gömlekler, İspanyol paça pantolonlar... 70'li yıllar Çemberimde Gül Oya ile geri döndü Dizinin iki genç ve başarılı başrol oyuncusu Mehmet Ali Nuroğlu ve Özge Özberk ile 70'li yıllar ile günümüzü karşılaştırdık.

4 EKİM Mehmet Ali Nuroğlu ve Özge Özberk 70'lerin dünyasını; o dönemin sıcaklığını, zorluklarını, politik yapısını, aşklarını, Çemberimde Gül Oya dizisinde yeniden yaşatıyorlar. Genç oyuncular her ne kadar o yıllara hayranlık duysalar da, 'Artık bu çağda yaşamaya adapte olmuşken, her şeyi daha light yaşamaya alışmışken, geçmişe dönmek bizi çok yıpratır" diyorlar.

* Dönem dizisi çekmek kolay değil. 70'lerin dünyasını hata yapmadan yaratmak ve oynamak sizler için ne kadar zor? M: Çağan Irmak usta bir yönetmen. Nasıl bir etki yaratması gerektiğini iyi biliyor. Bizim ekstra düşünmemize gerek kalmıyor. Ama sanat gurubunun işi zor. Biz toplum olarak çarpık bir gelişme yaşadığımız için, 20 sene öncesi bile olsa inanılmaz bir değişim var. Ufacık bir yeri bile 70'lere döndürecekseniz ortadan kaldırmanız gereken çok şey görürsünüz.

DEJENERE TOPLUM OLDUK

* Rolünüzün daha inandırıcı olması için özel bir araştırma yaptınız mı? M: Benim ilgilendiğim bir dönemdi. Okuduğum kitapları tekrar okudum, o dönemi yaşamış insanların yazdığı otobiyografik kitaplar aldım. Ama tabii eylemlere filan katılmadım. Ö: O dönemi, yaşamış kişilerden dinleyerek öğrenmeyi tercih ettim. Babam üniversitedeyken çok zorluklar yaşamış, beş dakika geç kalsa annem paniklermiş. Ama zaten senaryo yeterince bilgi içeriyor. Oradaki diyaloglar, hareketler, Çağan'ın verdiği mizansenler yeterli.

* 70'leri canlandırmak nasıl bir duygu sizler için? M: Teknolojik olarak tabii ki önemli gelişmeler oldu. Türkiye'de ama o dönemki insanların fikirlerine, inançlarına, sahiplenmelerine ve şu anki bizim tavrımıza baktığım zaman büyük bir dejenerasyon var. Ve bu beni rahatsız ediyor. Çok bireyselleştik. Her koyun kendi bacağından asılır gibi utana sıkıla söylenmesi gereken şeyler çok normal geliyor... O yıllara dönmek isterim ama nasıl ayak uydurabilirim bilmiyorum. Ben bu
çağın koşullanmalarını yaşayan bir insanım. Ö: Saçlar, takma kirpikler, ağır makyajlar, degaje yakalar, biraz zor girdim o döneme ben. Ama özel bir doku var orada. Müziklerden kıyafetlere, görüşlere o kadar çok başlık var ki... Ama yine de yaşamak istemezdim. Aşkı sonuna kadar yaşanmış ve sahiplenmişler, inandıkları şeyin çok fazla peşinden gitmişler. Ben o kadar duygusal hissedemezdim. Artık light ve vurdumduymaz olduk.

* Mehmet Ali, gençlik yıllarında o dönemi yaşasaydın devrimci olur muydun? M: Devrimcilik, bir örgütün içinde bir takım insanlarla beraber düşünmeye çalışmaksa bunu yapamazdım. Baskıcı yapılardan hoşlanmam. Ama onların inandıkları şeylere ben de inanırdım. Kötü şeylerden bahsetmiyorlar ama yöntem olarak yakın hissetmiyorum kendimi. Kendimi devrimciyim diye de adlandırmam. İnsanlar için güzel şeyler istemekse evet devrimciyim, birtakım değerleri muhafaza etmek muhafazakârlıksa o zaman muhafazakârım.

* Özge sen aşkı uğruna aileni karşına alıp aşkının peşinden gider misin gerçekte? Ö: Ben konuşarak anlatmaya çalışırdım. Yurdanur bunu denemedi. Aşık olduğu çocuk babasının tamamen tersi bir insandı. Sanırım ben Yurdanur'a göre biraz daha uğraşırdım. Ama Yurdanur kadar derin değilim. Bu dönemde bence aşk yerine önemli olan birbirine duyduğun saygı ve verdiğin değerdir.

* Politik yönü ağır bir dizide oynuyorsunuz. Korkmadınız mı sert tepki gelir mi diye? Ö: Hayır. Bu Türkiye'- nin bir gerçeği. Bunu bilmeyenlere görsel bir şekilde anlatmak gerekiyor. M: Hiç korkmadım. O dönemki siyasi yapıyı anlatmak öncelikli hedef değil. İnsan ilişkilerindeki sıcaklığı ve değerleri anlatıyoruz. Benim için gurur verici bir şey. O dönemler hep yok sayıldı. Bu bazı şeylerin sorgulanması için bir başlangıç olabilir.

*Peki gelen tepkiler nasıl? Ö: Dizi seyretmeyen bir gençlik var. Ama bizi seyrediyorlar ve birbirlerine çaktırmadan ağladıklarını söylüyorlar. M: Riskli de bir şey. Hassas bir dönem, acı çekilmiş. En ufak bir şey kötü şeyler yaşamış insanları kırabilir. Ama bunlarla karşılaşmadık. Diziden sonra bir genç o dönemle ilgili bir tarih kitabı alıyorsa dizi amacına ulaşmıştır.

* Türkiye'deki oyunculuk sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Ö: Sektör inanılmaz gelişti. 85 yeni dizi girmiş. Herkes mi senarist oldu, herkes mi oyuncu oldu. Ama eleme olacak ve kalan kalacak. Keşke daha fazla sinema filmi yapılsa... M: Çok fazla talep de var ki sektör kendini geliştiriyor. Bir yönden sonra sinemaya kayacak sektör. Daha fazla imkan ve daha çok iş bilen insanlar yetişiyor. Türk oyuncular çok yetenekli. Bir Haluk Bilginer mesala dünya çapında bir adam. Fakat teknik eksiklerimiz var. Yönetmenler, ışık tasarımcıları, sahne tasarımcıları, teorisyenler yok. Bunlara ihtiyacımız var ama bunlara yönelik talep yok. Herkes başrol oyuncusu olmak istiyor.

"Elektriğimiz çok farklı"

Aranızda aşk olup olmadığına dair sorular geliyor mu? Yakıştırılıyor musunuz? M: İşin en sevindirici yanı bu işte. Böyle bir soruyla hiç karşılaşmadık. Yolda da benim başıma hiç öyle şeyler gelmiyor. Genç kızlar çığlıklar filan atmıyor. İnsanlar gözleri dolu dolu teşekkür ediyorlar. Bu dizinin anlattıkları kalplerine dokunuyor ve bu daha önemli onlar için. Ö: Bizim elektriğimiz çok farklı. Mehmet Ali'yi çok seviyorum. İyi bir oyuncu, iyi bir arkadaş. Birbirimize problemlerimizi anlatıyoruz.

Buge CANKAT

www.sabah.com.tr

26 Aralık 2007 Çarşamba

Özge Özberk: Gazete ve Dergiden Alıntılar...









Özge Özberk: "Osman Sınav'ın PARS adlı filminde Narkotik Polisini oynayacağım."

Yol Yordam Bilsem Hemen Evleneceğim
ozgeozberk


18 yaşında “Bizimkiler” dizisinde başladığı oyunculuk serüvenine devam eden Özge Özberk, “Kırık Kanatlar” dizisinden ayrıldıktan sonra yeni projeler için kolları sıvadı. Şampuan reklamı için gittiği Uzakdoğu dönüşünde Kelebek’e konuşan Özberk, 3 yıldır Hayım Sadioğlu’yla birlikte olduğunu belirtip “İşe nereden başlamam gerektiğini bilsem hemen evleneceğiz” dedi…

Şampuan reklamı için Uzakdoğu’ya Phuket’e gittiniz, nasıl geçti çekimler?..

- Phuket Adası’nda paket oldum. Bir daha gideceğimi sanmıyorum, korkunç bir memleket. Herkes Puket Puket diyor ama ben bir ’puket’ göremedim. İnsan bir araştırma yapar güzel mi değil mi diye. Gittik yağmur, çamur… İki gün set ertelendi zaten.

İki katlı uçakla uçtunuz yani…

- O kadar bussiness gitmişim ki ben biletimi gösterir göstermez sizi üst kata alalım dediler. Uçağa binişimden inişime kadar 10 sayfa yaşadıklarımı yazdım. Çok komikti, annem diyor ki, “Kızım baktın gate’i bulamadın boşver, dönüş biletin var, ilk uçakla geri dönersin”… Koptum gülmekten. 16 saat ’anneee’ dedim… İlk defa bu kadar uzun yolculuk yapıyorum ve yalnızdım. Uzakdoğu bana çok korkunç geliyordu zaten.

Korkuyorum Uzakdoğu’dan dediniz. Tek başınıza gitmişsiniz oralara, nasıl yaklaşımlar vardı size karşı?

özge özberk- Vallahi evet korktum. Uzakdoğu ya, bana pek bir uzak geliyordu (gülüyor), çekiniyordum işte, köpek falan kesiyorlar diye. Allah’tan yemek zorunda kalmadım. Ama çok yardımsever ve şeker insanlarmış. Ben sete gittim bir anda kendimi oturtulmuş, kucağımda yastık, ayaklarım suda, masaj yapılıyor, ellerim manikürde, kafam arkaya dayanmış masajda buldum. Görmeliydin yüzümdeki gülümsemeyi. Çok komikti durumum. Kit adında bana yardım eden asistan bir kız vardı. Her 5 dakikada bir gelip, “Bir şey ister misiniz” diye soruyordu. O kadar ilgilendi ki, artık ben sonunda “Kit, git” derken buldum kendimi (gülüyor). Sonra Türkiye’den Özge Özberk diye tanıtıyorlar. Herkes ’aaa’ diye fotoğraf çektiriyordu. Bir de dönüşte orada çok fena bir korku yaşadım…

Niye ki, ne oldu?

- Orada tsunami, felaket durumu var ya, havaalanında check’i yaptırdım, kapıyı arıyorum, ordan oraya koşuştururken, kafamı bir çevirdim belki 1500 tane öğrenci, bunun 1300’ü kız ordusu bana doğru koşuyor. Dedim ki burada bu kadar popüler olamam herhalde! Çekildim kenara. Dedim ki, herhalde uçak kaçıyor da koşuyorlar ama bu kadar çığlık çığlığa niye gitsinler? Elinde pankartlı bir kızı çektim sordum ne oluyor diye. Tayland’ın en ünlü popstarı uçaktan inmiş. Kapılara çığlık kıyamet üşüştüler bunlar. Acayip korkmuştum o anda.

Kıyafet aldınız mı kendinize?

- İstanbul’da daha fazlası var, biliyor musun! Üstelik nasıl pahalı anlatamam… Turistleri kazıklıyorlar vallahi… İki mumluk aldım bir de kimono tarzı bir şey…

AMERİKA’YA GİDİYORUM

Orada Amerikalı bir oyuncu koçunuz ve yönetmeniniz olmuş… Belki sizin de Hollywood yolunuz düşer…

- Evet… Kim, Amerikalı ve kocası Türk. Türk insanlarına aşırı düşkünlüğü ve sevgisi var. İnanılmaz iyi bir oyuncu koçu ve yönetmen. New York’ta yaşıyor. Kadınla o kadar anlaştık ki, beni kendi kardeşi gibi gördü. Çekimlerden 2 hafta sora Amerika’ya gittik, eşiyle birlikte yemek yiyip, buluştuk… Hálá yazışıyoruz. Geçenlerde Lübnan’da çok yakın dostlarım var, mahsur kaldılar, “Dua et” diye yazdı bana. Hollywood ise… Bakın, işte burada Hollywood (gülüyor ve Hollywood yazılı küllüğü gösteriyor)… Hollywood evimizde, Evimiz Hollywood’da… Ben gitmedim o bana geldi. Şaka bir yana nerede işini yapıyorsan taşlarını cebine doldurmadan, birikimini yapmadan, o taşlarını orada saçma cesaretin yoksa gidemezsin Hollywood’a. Burada o kadar donanımın olmalı ki seni geri çevirmemeliler. Ya da çok sıkı arkanın olması geriyor.

Her iş için geçerli değil mi ama bu dediğiniz. Birikimin olsa da eğer çevren ve arkan yoksa bir yere ulaşman zor…

özge özberk- Birikimsiz olsan da çevren varsa yapıyorsun evet. Birikimsiz olanların oynadığını da gördük… Ama o cesareti bulman için kendine çok çok güvenmen gerekiyor. Başta tabii bir dil problemi var. Ben bu yıl 3 ay kalıp Amerika’da dil sorununu tamamen halledeyim demiştim ama diziden ve işlerden fırsat bulamamıştım. Bu sene dizi işini bitirip bu işi halletmek istiyorum.

Kırık Kanatlar’dan ayrıldınız… Neden?

- Senaryo ile ilgili çok büyük problemlerim vardı, olmadı. Rolün ilerisini göremediğim ve huzursuz olduğum için ayrıldım…

Sinema projesi var mı peki?

- Evet, Özcan Deniz’in ’Ya Sonra’ adlı bir hikayesi vardı ama ertelendi… Osman Sınav’ın ’Pars’ adlı filminde narkotik polisi oynayacağım. Operasyonlara falan katılacağım. Artık coşmak ve koşmak istiyorum. Yeter bu kadar ağır abla ve duygusal roller…

Koşmayı ve coşmayı becerebilecek misiniz peki?

- Vallahi ben koşmaya başladım, gerçi GORA’da biraz koşmuştum ama tabii bu ayrı bir koşturma olacak…

Peki, şimdi bir evlilik de söz konusu sanırım yakın zamanda…

- Evet, nişanlım Hayım’la biri bizi yönlendirsin diye bekliyoruz. Bu işlere nereden başlanır, nasıl bir şey istiyoruz bilemiyoruz. Her genç kızın hayali durumunu ben yaşamadığım için ne yapacağımı bilmiyorum. Aslında tarih şu, şurada düğününüz var deseler hemen koşup evleneceğiz. Her şeye olur diyecek bir havadayım. Ama sanırım yılbaşından sonra plan yapacağız ve uğraşacağız. Bu yaz nişanımız olmuştu, iki yıldır beraberiz. Ben 30, Hayım 34 yaşında, artık vaktimiz geldi. Küçükken ben evlenmem derdim ama doğanın kanunu galiba evleniyoruz işte. Doğru adamı buldun mu tamam ve ben de buldum…

Ne işi yapıyor nişanlınız?

- Maden işletmeciliği yapıyor. Sivas’ta bir demir madeni var, patlatıyor dağları, çıkarıyor demirleri. Zor işi var. Ben gittim gördüm, inceledim. Çok zor işi, bir geliyor yüzü kıpkırmızı.

Ne olacak soyadınız evlenince?

- Sadioğlu… Ama Özberk iyidir yine de… Tabii Özge Özberk bir şarkıcı ismi olarak iyidir (gülüyor). Ayvalık’ta dış çekim yaptığımız zaman çoluk çocuk imza alıyorlardı. Bir tanesine “Özge Özberk, sevgilerimle” yazdım. Bana “Ablaaa, sen şarkıcı mısın ya?” dedi. “Yok canım dizi çekiyoruz” dedim. Tabii ki bilmek zorunda değil ama çok gülmüştüm.

Yeni dizisinde Zuhal Olcay’la oynayacak

Ayşe Kulin’in Geniş Zamanlar kitabından Mahinur Ergun’un senaryolaştırdığı dizide Zuhal Olcay’la birlikte başrol oynayacağım. Dizide alt tabaka bir ailede doğmuşum ve Türkiye’nin en ünlü avukatına giden bir kadının kızıyım ben. Fakat avukatın çocuğu olmadığı için beni büyütüp, okutuyor. Zehra’yı, yani beni üniversitede okutup, yurtdışına gönderip üst düzey bir kız haline getiriyor. Sonra avukatın eşi rolündeki Zuhal Olcay’dan bir kızı oluyor ve beraber büyüyorlar, ona ablalık yapıyor Zehra… O kadar şanslıyım ki oyuncuların çok iyi olmasından yana… Hiç aklımda dizi yokken aklımı çeldiler…

Röpörtaj : Dilek DALLIDAĞ

Orjinali Hürriyet Gazetesi’nin 03.10.2006 tarihli yayımının Kelebek ekindedir. (Sf.13)

Özge Özberk: Yaza Bebek İstiyoruz, Milliyet haberi


Dönem projelerinin vazgeçilmez oyuncusu Özge Özberk, şu günlerde hem ''Sinekli Bakkal'' dizisi hem de Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli tarihi filminde oynuyor. Yaza doğru da ''G.O.R.A.''nın devamı olarak çekilecek taş devrinde geçen ''AROG'' filminde rol alacak

Özberk zaman tünelinden çıkamıyor

Dönem projelerinin vazgeçilmez oyuncusu Özge Özberk, şu günlerde hem ''Sinekli Bakkal'' dizisi hem de Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli tarihi filminde oynuyor. Yaza doğru da ''G.O.R.A.''nın devamı olarak çekilecek taş devrinde geçen ''AROG'' filminde rol alacak


Abdullah Malkoç/MİLLİYET

Çemberimde Gül Oya, Kırık Kanatlar gibi dönem dizilerinde canlandırdığı rollerle dikkatleri üzerine çeken Özge Özberk, bu kez günümüze uyarlanan bir edebiyat eserinin ekran versiyonunda başrol oynayacak. Özberk, Türk edebiyatının usta isimlerinden Halide Edip Adıvar'ın ''Sinekli Bakkal'' isimli romanından aynı adla çekilen dizide ''Rabia'' karakterini canlandıracak. ATV'de yayınlanacak Pastel Yapım imzalı dizide, İkinci Meşrutiyet öncesi farklı sosyal sınıflardan kahramanların yaşamları beyazcama taşınacak. Senaryosunu Gökhan Aktemur ve Şirin Aktemur Toprak'ın kaleme aldığı dizide Özberk'e Mazlum Kiper, Şemsi İnkaya, Sermin Hürmeriç, Erkan Sever eşlik edecek. Dizide rol alacak jön oyuncuyu hâlâ bulamadıklarını söyleyen Özberk, bir yandan da Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli filminde oynuyor.

Daha önce ''Sinekli Bakkal''ı okumuş muydunuz?
Ortokul - lise yıllarında okullarda okumuştuk ama proje geldiğinde içinize işlemesi için her şekilde onunla yatıp, onunla kalkmanız gerekiyor.


Anında okudum
Teklif geldiğinde nelere dikkat ettiniz?
Hemen bir ''Sinekli Bakkal'' kitabı hediye edildi bana Pastel Yapım'dan. Anında okudum. Beni inanılmaz heyecanlandırdı. Rabia'yı çok sevdim, dolayısıyla bu kadar zor bir yükün altına girmeyi, oyunculuk anlamında gerçekten sınırlarımı zorlayabileceğim bu rolü kabul ettim. Aslında Rabia dışında bütün roller öyle. Kız Tevfik de, anne de, dede de. Bir de Meşrutiyet yıllarından bu yana hayata bakış açısı bu kadar mı değişmemiş? Hepimiz aslında etrafımıza baktığımızda birçok Rabia ile karşılaşıyoruz.

Rabia, nasıl bir genç kız?
İdealleri uğruna birçok şeyden vazgeçen kızlar çok var etrafımızda. Bu da beni çok etkiledi. ''Çemberimde Gül Oya'' dizisindeki Yurdanur da kendi idealleri uğruna birçok şeyden vazgeçen bir karakterdi. Rabia'nın kendi dünyasında bu imkânları çok daha kısıtlı.
Bir aile çatısı altında dedenin konağı satmamak için torununu ev sahibiyle evlendirmek istemesi, bir yandan kızın bir müzisyene âşık olması, kız tamamen bunu sanat çerçevesi altında ve müziğe olan aşkıyla bağdaştırarak yapıyor. Çünkü aşk nedir, el ele tutuşmak nedir bilmiyor. Kabuğun içinde büyümüş, hep o kabuğu kırmak istiyor ama ''hayır kapat o kabuğu'' diye üzerine çullananlar olmuş.

Siz gerçek yaşamda Rabia gibi bir kaos yaşasanız, tercihleriniz ne yönde olurdu?
Çok şükür olmadı. Ne istiyorsam sadece ona yoğunlaşıp sonuna kadar peşinden gidiyorum.


'Kur'an - ı yarılamıştım'
Kitapta Raiba,hafız yani Kur'an okuyor, siz de okuyacak mısınız?
Evet, Rabia kitabın orijinalinde hafız. Mukabelelere gidiyor. Sesi inanılmaz güzel, nam salıyor gırtlağı ve sesiyle aranan biri oluyor. Hiç nota bilmediği halde ilahiler okuyor. Ben de Pregrini'nin piyanosuna eşlik edebileceğim bir parçaya hazırlanacağım. Bu şarkı Türk Sanat Müziği normlarımda olacak. Zaten ben de Kur'an okuyorum. Rahmetli anneanneciğim ilkokul yıllarında öğretti, her gün bir sayfa okuyarak yarıya gelmiştim. Arapça okuyabiliyorum. Kitapta da Rabia mukabeledeyken onu dinlemek için ağaçlara çıkanlar anlatılır.

Tarihi dizilerin aranılan oyuncusu olmanızın nedeni ne?
1994'te oyunculuğa başladım, çok minimal oynadığım için oyunculuğumla çok özdeşleştiriyorum. Çok duru oynadığım için dönemlere uyuyor. Ağırlığı, bakışı her şey duyguya dayalı. Aslında çok enerjiğimdir. Yaşam doluyum. Oynadığım karakterlere ters bir yapım vardır.


'Yaza bebek istiyoruz'

Sinema projeniz var mı?
Şimdi Safranbolu'da Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli filmini çekiyoruz, orada da ağır bir dramanın içindeyiz. Bir de ''G.O.R.A.''nın devamı ''AROG'' için bekliyoruz. Mayıs sonu gibi onu çekeceğiz. ''AROG'' da Taş Devri'nde geçiyor, günümüzü yakalayamıyorum bir türlü. Gittikçe de daha geçmiş dönemleri oynuyorum. Yakında toz bulutunu canlandıracağım (Gülüyor). Şubat ayında ''120'' filmi vizyona girecek. İki hafta sonra çekimleri bitiriyoruz. Sadece bir savaş değil, perde arkasında kadınların savaşa gidenlerin ardından yaşadıkları ve Sarıkamış'ta 120 çocuğun kar, kış, kıyamet demeden orduya her şeyleriyle yardımcı olmaları ve vatan için cepheye gitmelerini anlatıyor.

Geçen yaz işadamı Hayim Sadioğlu ile evlendiniz, nasıl gidiyor evlilik?
Çok harika gidiyor. dördüncü ayımızı doldurduk. İşim konusunda da çok büyük destek veriyor. Şimdi eşim, ailesi, benim ailem çok mutlu ve heyecanla Sinekli Bakkal dizisini bekliyorlar. Koşuşturma biraz yavaşlasın yaza bebek istiyoruz.

In Style, Özge'nin gelinlikli halleri...


ŞİMDİ AŞK ZAMANI

Ekranda hep hüzünlü aşklarla tanıdığımız Özge Özberk, gerçek hayatta ruh eşini bulmanın mutluluğunu yaşıyor.Temmuz ayında bir kır düğünüyle evlenmeyi planlayan Özberk, hemen çocuk sahibi olmak istiyor.

Türkiye onun yüzüne ilk olarak Çemberimde Gül Oya’nın hüzünlü Yurdanur’uyla aşık oldu.Duru, masum ve fevkalade duygulu bu yüz, daha sonra Kırık Kanatlar’ın idealist Cumhuriyet kızı Nazlı ve Geniş Zamanlar’ın Zehra’sında da izleyenleri büyülemeyi sürdürdü.Rol aldığı dizilerde payına hep hüzünlü aşklar düşen oyuncu, gerçek hayatta ise çok mutlu bir aşkın kahramanı.

‘‘Onu ilk gördüğüm anda, ‘Tamam, bu adam benim evleneceğim adam!’ dedim’’ diyor Özberk, nişanlısı Hayim Sadioğlu ile ilk tanıştıkları anı, parıldayan gözlerle anlatırken...Yaklaşık üç buçuk yıl önce ‘Deep Dish’ konserinin, Venue’deki partisinde tanışıyorlar.’’Tiyatroculuk yaptığım dönemde, akşamları kız arkadaşlarımla çıkmayı çok severdim.Yine öyle bir akşamdı.Önce çok iyi arkadaş olarak başladık, sonra ben çok aşık oldum diyor’’ diyor gülerek.Bir an duruyor.Yüzünde bir gülümseme uzaklara dalıp, belli ki nişanlısını düşünüyor ve ona neden aşık olduğunu anlatmayı sürdürüyor; ‘’Onun ‘cool’ bir duruşu vardır.Baştan soğuk durur ama kendine inanılmaz baktırır.Biraz o uzak duruşu, mesafeli oluşu beni cezbetti. Şimdi görüyorum ki o duruşun altında inanılmaz sıcak bir kalp, kol kanat geren bir adam var.O yüzden, ‘İyi ki ilk görüşte aşık olmuşum!’ diyorum.Ona hiç sormadım, ‘Sen de mi bana ilk görüşte aşık oldun?’ diye, ama sanırım o da ilerleyen zamanda benim sıcakkanlılığımı ve doğallığımı sevdi.Dolayısıyla aşk sonradan oluştu ama ben ilk gördüğümde onun doğru adam olduğunu biliyordum!’’

O ilk gecenin ardından, 1.5 yıla yakın süren arkadaşlık, aşka dönüşür.Ve ardından hiç beklenmedik bir evlilik teklifi gelir…’’Evlenme teklifi çok güzeldi.Tam bir sürprizdi.Zaten hiç beklenmedik anda olursa güzeldir,’’ derken o anı yeniden yaşıyor, gözleri nemleniyor güzel oyuncunun.’’Geçen yıl, haziran ayında New York’a gitmiştik.O gün alışveriş etmiş ve çok yorulmuştuk.Yemekten sonra eve gitmek için can atıyordum.Hayim, ‘Hadi, Central Park’da bir fayton gezisi yapalım,’ dedi.’Gece vakti ne işimiz var parkta?’ dedim ama çok ısrar etti.Gecenin bir vakti, son derece yavaş giden bir faytonla parkta gezmeye başladık.O karanlıkta görülecek bir şey de yok, içimden, ‘Gündüz olsa neyse de, gece karanlığında burada ne işimiz var?’ diye geçiriyorum.Bir yandan da, ‘Ne olabilir?’ diye merak ediyorum.Karanlığın içine, bir şeyler görebilmek için kafamı uzatıp, arkama Hayim’e doğru dönerken, tam o sırada yüzüğü uzattı.’Benimle evlenir misin?’ diye sordu.Gözyaşları içinde kabul ettim.Çok romantikti.Herhalde özel olan da budur.’’ Yüzüğünü çok severek taktığını söyleyen Özberk , ‘Daha çok özel zamanlarda takıyorum.Tek taşımı Hayim aldı.Şarkı da tam o zamana denk gelmişti.’’ diyor gülerek.

Özge Özberk’in nişanlısı Hayim Sadioğlu, 1972 doğumlu. Sivas’ta maden işletmelerinin finans bölümüne bakıyor.Türkiye’nin çeşitli yerlerinde maden araştırmaları yapıyor.Müzikle çok haşır neşir.Özberk, nişanlısının çok özel bir CD koleksiyonu olduğunu, onlara kelimenin tam anlamıyla taptığını söylüyor.’’Clubbing müziğini ve kulüplere gitmeyi çok sever.biz de zaten öyle tanıştık.’’ diyor.Ancak bir süredir evde kalmaktan daha çok keyif aldıklarını fark etmişler.Özberk, ‘’Şimdi artık aklımızda kalan başka şeyleri yapıyoruz.Her yapmayı çok seviyoruz.Alışveriş yaparken seni bekleyen adamlardan değil, ofırsatta yurt dışına gidip yeni yerleri gezmenin heyecanını yaşıyoruz.’’ diyor.Paylaştıkları bir başka zevk de alışveriş! ‘’İkimiz de deli gibi alışveriş da birlikte gezer.Birbirimize fikir veririz.Onunla alışveriş yapmak çok keyiflidir.’’




Onlar yalnızca evde vakit geçirmekten mutlu olmakla kalmıyorlar, mutfağa da meraklılar.’’Hayim çok güzel yemek yapar’’ diyor Özberk.Kendisinin de güzel yemek yaptığını ama nişanlısının mutfakta harikalar yarattığını yarattığını belirtiyor.’’Balık ve deniz mahsülleriyle ilgili çok güzel şeyler yapar örneğin,’’ diyor.’’Üç gün önceden sosa yatırıp, eti sosla öldürerek somon füme yapıyor ve üç gün boyunca onunla ilgilenip, sosu yemesini bekliyor!’’

İkisi de Aslan burcu ve ikisi de rahatına çok düşkün.Zevkleri de çok ortak.’’Bir gün bir spor ayakkabı alıp eve geldim, bir baktım aynısından o da almış kendine.Böyle piştilerimiz oluyor.Her şeyimiz çok aynı.Telefonlaşmak anlamında da aramızda çok telepati olur,’’ diyor oyuncu ve ekliyor, ‘’Aynı anda aynı şeyi düşünebiliyor olmak, ilişkilerde yanlış anlamalara mahal vermemek adına çok önemli.Bunu biraz tutturabiliyorsanız ve bu her şekilde saygıyla karşılanıyorsa , o ilişki mükemmeldir zaten’’

Özberk, bir ilişkide en çok karşılıklı saygıya değer veriyor.’’Benim için saygı çok önemli çünkü ailemden öyle gördüm’’ diyor.’’Çok mutlu evliliği olan bir ailede büyüdüm ben, hala da öyle, el ele gezer annemle babam.Dolayısıyla onu da biraz sorumluluk edindim kendimde.o yüzden birçok şeye dikkat ederek yaşıyorum.Hayim de aynı dikkatle karşılık veriyor.Gece geç saatlere kadar çalıştığım zamanlarda bile bana çok anlayışlı davranır.Ben de, özellikle hafta sonları, yalnız kalırsa kötü hissediyorum.O zaman mutlaka telefon edip sete çağırıyorum.Onun bir tek haftasonları var ve ben çalışıyorum.dolayısıyla onu çağırma gereğini derinden hissediyorum.Yalnız kalıyor diye düşünüyorum ama o hayatından memnun.Umarım ilişkimiz hep böyle devam eder.’’



Onun sevdiği ya da sevmediği şeyleri, daha o söylemeden nişanlısının onun yerine tercih etmesinden çok hoşlanıyor. ‘’İkimiz de çok kararsız insanlarız ama birbirimizin adına daha rahat karar verebiliyoruz.Sanırım birbirimizin ruh eşiyiz.Birbirimizi çok güzel tamamlıyoruz.Ama bazen de tam tersine çok karışıyoruz hiçbir karar veremiyoruz!’Ve o konu bir süre öyle kalıyor,’’ diyor gülerek.Sonra bir an düşünüyor.Belli ki onu duygulandıran anlar geliyor aklına.’Hayim’in en sevdiğim özelliği, istemediği bir şeyi asla yapmamasıdır, çok dürüsttür,’’ diyor ve sonra tüm kadınların erkeklere dair ortak bir sorununa değiniyor; ‘Aslında, falan gibi belirsiz, kafa karıştırıcı cümleleri asla kurmaz.Çok nettir.Bir erkekte çok fazla rastlanan bir özellik değil.Onun en sevdiğim özelliklerinden biri bu’’

Bugüne kadar nişanlısının ona yaptığı en romantik jestse kedileri Paşa ile ilgili…’’Uzak bir yere gittiğimde onu çok özlüyorum diye, Paşa’nın aynısının oyuncağını almış bana.’Uzaklara gittiğinde onu götüremezsin, ama bunu yanında taşıyabilirsin,’ diyerek bana verdi.Benim için çok özel ve romantik bir andı,’’ diyor duygulanarak.





Çift Temmuz ayında Kemer Country’de gerçekleşecek bir düğünle evlenmeyi planlıyor.Düğünlerini Mywedding by Celebration’dan Arzum İhsan tasarlıyor.’’Sanırım ortancaların ağırlıkta olduğu, pembeli beyazlı bir organizasyon olacak.En sevdiğim yanlarından biri de kilise dünleri benzeri bir gelin yolu olması ve nikah merasiminin bir gazeboda gerçekleşmesi…Kendisi de oyuncu ve müzisyen olan Merih adlı arkadaşımız, ilk çıkışımızda trompet çalacak.Yürürken dizlerim fena halde titreyecek sanırım.Benim titrerse Hayim hiç yürüyemeyecek herhalde.Çok heyecanlı.Göz önünde olmayı ve fotoğraf çektirmeyi hiç sevmez zaten,’’ diyerek anlatıyor Özberk.

Şu sıralar dergi takipleri yapıyor.Müzik seçimini, nişanlısı Hayim Sadioğlu üstlenmiş.’’Ama oturup da ciddi bir planlama yapmadık.Heyecan ara ara geliyor,’’ diyor.Klasik , gelinin ağlatıldığı bir kına gecesi istemiyor ama kız arkadaşlarıyla neşeli bir bekarlığa veda.partisi yapmayı planlıyor. Hüzünden hiç hoşlanmıyor, etrafında hep neşe istiyor.

Gelinliği ilk kez Geniş Zamanlar'ın Zehra’sı olarak giyen oyuncu, ‘’Sette, ‘Gelinlik giydiniz heyecanlı mısınız diye çok sordular.Hep, ‘Ben giymedim ki Zehra giydi’ dedim.Benim için oyunculuk yaparken gelinlik giymenin jean ve tişört giymekten farkı yok.Zehra’nın giydiği korkunç bir gelinlikti.Zaten ona alışmasam çok daha iyi!Ama bugünkü fotoğraf çekiminde giydiklerim, gerçekten de ön hazırlık gibi bir şey oldu.Çünkü model anlamında çok alternatif giydim,’’ diyor.Hatta içlerinden birini gözüne kestirmiş.’’Sanırım kır konseptine uygun olması için biraz daha çiçekli ve uçuş uçuş şeyler gözümün önüne geliyor.Altına da kesinlikle platform tabanlı bir ayakkabı giyeceğim!’’ diye ekliyor, gülerek.

Çiftin mutluluğu ailelere de yansımış.Herkes heyecanla düğünü bekliyor.’’Ben çok babacı biriydim:Hiç evlenmek istemezdim.Ben, mesela siyah zeytini çok severim.Annem küçükken hep, ‘Seni zeytinciye vereceğim,’ derdi.Ben de, ‘Hayır gitmem, ben senin başına kalacağım!’ diye ağlardım.İşte şimdi gördü.Ama Hayim’i çok çok seviyorlar, o yüzden gözleri arkada değil,’’ diyen Özberk’in kendisi gibi oyuncu olan ağabeyi de şu sıralar benzer bir şekilde nişan heyecanı yaşıyor.

Ekranların güzel yüzü, evlenir evlenmez çocuk sahibi olmayı planlıyor.’’Umarım bu senenin sonunda hamile kalmış olurum.Artık yaş biraz geçiyor, o yüzden hemen yapmak istiyorum,’’ diyen Özberk, özellikle de ağabeyi ile birlikte geçirdiği mutlu çocukluk yılları nedeniyle birden fazla çocuk sahibi olmak istiyor.

Onlar öncelikle çok iyi arkadaş olan bir çift.’’Bir problemle karşılaştığımda ilk Hayim’e anlatırım.O her zaman çok güzel, alternatifli çözümler bulur,’’ diyor Özberk ve kendilerini aynı zamanda romantik bir çift olarak da tanımlıyor.’’Baş başa yemek yapıp şarap içtiğimiz geceler vardır,’’ dese de, ardından hemen gülerek ekliyor; ‘’Birbirimize mutlaka özel zamanlar ayırırız ama bu onun arkadaşlarıyla gezmesini engellemek değildir hiçbir zaman.Çok sevdiği arkadaşlarıyla, haftanın bir-iki günü, mutlaka playstation gecesi yapar!(bitti)









(INSTYLE dergisinden alıntıdır...)

Bu dramın izlerini çok zor sileceğim...

Başrollerini Özge Özberk, Cansel Elçin, Burak Sergen, Emin Olcay, Halil Kumova ve Ahmet Uz’un paylaştığı, Özhan Eren ile Murat Saraçoğlu’nun yönettiği “120″ filminin çekimleri sürüyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında birliklere cephane taşıyan 120 çocuğun hikayesini anlatan bu filmde Münire adlı karakteri canlandıran Özge Özberk, “Sette çok duygusal anlar yaşıyoruz. Film bittikten sonra kendime gelmem zaman alacak” dedi.
Özge Hanım, öncelikle bu filmde canlandırdığınız Münire karakterinden söz eder misiniz?
- Van’ın kurtuluş yıllarında, eşlerini, ağabeylerini ya da babalarını cepheye gönderen kadınların hikayesini beyazperdeye yansıtıyoruz. Münire, ağabeyini bu savaşta kaybetmiş. Sonra nişanlısını da cepheye gönderiyor ve onu yılmadan bekliyor. “120″ filmi gerçekten inanılmaz bir dram… Çok duygusal sahneler var. Sanırım bu dramın izlerini çok zor sileceğim.
Çalışma koşullarınız da epey zorlu…

- Zor koşullarda çalışıyoruz ama ekibimiz çok sağlam. Bu duygusal hikaye, bizim de çabamızla seyirciye mutlaka yansıyacaktır. Bundan eminim.

O etkileyici sahnelerin çekimleri sırasında, sette nasıl bir rah hali hakim?

- Dün 120 çocuğun dönüşünü çektik. Zombi gibi geliyorlardı. Bir tanesinin gerçekten ayakları soğuktan morarmıştı. Bu sahneden sonra Özhan Bey’le oturup ağladık. Az önce söylediğim gibi, film bittikten sonra kendimi zor toparlayacağım.

Anneniz Hülya Hanım sizi buralarda yalnız bırakmamış bu arada; sürekli yanınızda… Neden?

- Evet, annem gezgindir ve tarih hastasıdır. O yüzden “Ben de geleyim” dedi, kabul ettim. Bugün çekim sonrası birlikte Van Kalesi’ne gideceğiz mesela…

Tarih sevgisi annenizden mi geçti bilmem ama, siz hep dönem filmlerinde rol alıyorsunuz. Bu sizin seçiminiz mi yoksa öyle mi denk geldi?

- Böyle denk geliyor. Açıkçası şikayetçi de değilim, aksine hoşuma gidiyor. Modern dizilerden de teklifler geldi. Hatta bunlardan dördü şu an yayında… Ama dönem işleri benim oyunculuğumla daha çok örtüşüyor. Seçme hakkımı bu yönde kullanıyorum. 80’lerde yaşamadım ama o dönemi sette öğrendim. Kurtuluş Savaşı’nı okuduklarım dışında bilmiyorum, bu savaşı da yaşadım. Şimdi Van’ın kurtuluşunu canlandırıyoruz. 120 çocuğun o inanılmaz fedakarlıklarına şahit oluyoruz. Daha ne olsun…

Gerçekten zor projeler… Oyunculuğunuza güveniyor olmalısınız…

- Takdir elbette seyircinin, ama ben de oyunculuğuma güveniyorum gerçekten.

“Sinekli Bakkal”da da yine dönem kadınısınız…

- Bu şans mı, ben de bilmiyorum artık… Halide Edip Adıvar gibi büyük bir yazarın romanını uyarlıyoruz. Çok mutluyum.

Ya oradaki karakteriniz?

- Rabia adında bir genç kız… Baskıcı bir dedenin karşısına dimdik durmaya çalışan, müzik aşkıyla yanan ve okumak isteyen biri Rabia… “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasını dizimizde yaşatacağız bir bakıma… Birazcık etkimiz olursa ne mutlu bize… İnanılmaz bir kadro kuruldu. Kötü dedeyi Şemsi İnkaya oynuyor. Ayrıca Uğur Polat, Zuhal Gencer, Sermin Hürmeriç, İsmail Hacıoğlu var… Kadro süper yani…

Cem Yılmaz’ın “Arok”unu da pas geçmeyelim… Sıradaki projelerden biri, değil mi?

- Evet, bu ay sonu teaser çekeceğiz. Film taş devrinde geçecek. O da dönem filmi sayılabilir. Açıkçası çok heyecanlıyım.

- Hollywood hayalleriniz var mı?

- Bu hayal değil. Siz işinizi doğru şekilde, hakkıyla yapar ve kendinizi o işe tamamen verirseniz, sizi mutlaka fark edeceklerdir.

Oyunculukta sizin ya da belki eşinizin koyduğu sınırlar var mı? Mesela buralara gelmeniz sorun yarattı mı?

- Hayır… Doğuda sıkıntılı bir dönem yaşandığı için biraz tedirginlik oldu ama şimdi iyi ki gelmişim diyorum. Önümüz Van Gölü, arkada Artos Dağları…. İnanılmaz bir görüntü.

Eşiniz cüretkar sahnelerde yer almanıza ne der?

- Kıskanabilir tabii, ama şunu anlamak gerek: Ben orada Özge olarak yer almıyorum. Her oyuncunun rolün hakkını vermesi gerekir, yoksa orada işiniz olmaz! Ben oyuncuyum, sonuna kadar oynarım.

Peki bu, işin eğitimini alanlara haksızlık değil mi?

- Bu işi hakkıyla yapıyorlarsa yapsınlar, sorun değil. Ben 14 yıldır bu işin içindeyim ve geldiğim yeri iyi biliyorum. Çok fazla gözlem yaptım, sürekli yeni şeyler öğrenmeye çalıştım. BKM’deydim ve çok güçlü oyuncuların içinde yetiştim. Bana düşen, iyi projelerde yer almak ve o projelerin hakkını vererek oynamak.

6 gündür 2500 metrede çekim yapıyoruz

- Burak Bey, çekimler sırasında çok üşüdüğünüz her halinizden belliydi…

Üşümemek mümkün değil ki… 6 gündür 2500 metrede çekim yapıyoruz.

- Sizin bu filmdeki rolünüz nedir?

İki farklı rol oynuyorum. Biri bu 120 çocuğu Van’a götürmeye çalışırken, şehir girişinde hayatını kaybeden Musa Çavuş… Diğeri de Musa Çavuş’un ağabeyi… O da Van’ın ileri gelenlerinden, zengin bir silah tüccarı. Çetelere silahı temin ediyor, sonra kardeşinin de o silahlardan biriyle öldüğünü öğreniyor.

/_newsimages/4525290.jpg- Taban tabana zıt iki karakter yani…

Evet, ağabeyi ile kardeşi çok farklı. Kardeşi kendini tamamen ülkesine vermiş bir adam. Ama ağabeyi hemen Van’dan kaçıp İstanbul’a gitme derdinde… Ama çok geçmeden yeğeni de, kendi çocuğu da ölüyor. Bu gerçek hikayeden yola çıkılan bir film. Çok büyük bir dram. Çok ağladık çekimlerde. Özhan Eren “Her kar yağdığında bu 120 çocuğu hatırlayalım” diyor. Bu film gerçek bir olayı anlattığı ve yakın tarihimize ışık tuttuğu için çok çok özel… Bence desteklenmesi gerek. Bakın dünya sinemasına, önce kendi tarihlerini işliyorlar, sonra fantastik, sürrealist ve epik sinemaya geçiyorlar.

Elele Ağustos Sayısı

RÖPORTAJ
ÖZGE ÖZBERK

Yanında gülemediğin erkekle bir gelecek kuramazsın!

ÖZGE ÖZBERK
Goranın Cekusu, Çemberimde Gül Oyanın Yurdanuru Özge Özberk, geçen sezondaki oyunculuğu ile zihnimize yer etti ve Beyaz İnci televizyon ödülünün de sahibi oldu. Broadwaya gideceğim diyecek kadar da iddialı olan genç oyuncu, ismini ilk kez telaffuz ettiği sevgilisi Hayime çok aşık!

Sizi herkes Gora ile tanıdı. Bu filmde sizce hangi özelliklerinizden dolayı yer aldınız?

BKM oyuncusu olduğum için Cem Yılmazı yıllardır tanıyordum. Yönetmen Ömer Faruk Sorakla da tanışıklığım vardı. Ceko rolüne çok önem veriyorlardı. Birçok kişiyle görüşmüşler. Ama Cem kafasında rol için kimseyi oturtamamıştı sanıyorum. Sonra Bizde Özge vardı, Özgeyle görüşelim ya diye birşey atılmış ortaya. Cem hemen beni aradı, projeyi anlattı. Acayip sevindim ve kabul ettim.

Cem Yılmaz gibi aurası güçlü ve esprili bir adamla çalışmak heyecan verici olmalı. Siz hiç etkilenmediniz mi, hem dedikodular da çıktı?

Onunla olup zekayı, pırıltıyı paylaşmak daha büyük heyecan verici birşey. Her söylediği zeka ürünü çünkü. Sürekli komik... Yanyana bulunmaktan ziyade, zekasını kullanma şekli insanı çok heyecanlandırıyor. Biz çalışırken sette 50 saati gördük. İki gün boyunca çalışıyor olmak, bünye için çok zararlı ama bütün ekibi o ayakta tuttu. Bunlara hayran kalmamak mümkün değil. O yüzden çok mutluyum, inşallah çalışırız bir daha. İş disiplini, kaprisi olmaması... Bir sanatçıda olması gereken bütün özellikler onda toplanmış.