kırık kanatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırık kanatlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2008 Çarşamba

Çekimlerde ıslak havlularla serinledi


Çemberimde Gül Oya', 'Kırık Kanatlar' gibi diziler ve 'G.O.R.A.'deki oyunculuğuyla beğeni toplayan oyuncu Özge Özberk, geçen ay Tayland'daki Phuket adasında gerçekleştirilen Pantene şampuanlarının reklam çekimlerinde eğlenceli anlar yaşadığını anlattı. Büyük sivrisineklerin çekim karelerine girdiğini anlatan güzel oyuncu, sıcaklara karşı yaratıcı çözümler üretildiğini söyledi: "Ayaklarıma buzlu havlular sarılmasıyla bir hayli serinledim."

Özge Özberk'in Reklam Sefası


“Çemberimde Gul Oya ve Kırık Kanatlar” isimli televizyon dizileriyle sohreti yakalayan ve reklam firmalarinin en gozde oyuncusu secilen Özge Özberk, simdi de Pantene firmasinin reklam kizi oldu. Sanat hayatindaki basariyi duzgun ve İstikrarli calismaya baglayan Özberk, “Bu reklam filminde ‘Provitamin Nem Terapisi’ serisini tanittim. Tayland’daki Pukhet Adasi’nda asiri sicaklara ragmen zor sartlarda yapilan cekimler sirasinda ayaklarima sarilan buzlu havlularla serinleyerek yapilan cekimleri tamamlamanin huzuru icindeyim. Dunya kadinlarinin severek kullandigi ‘Provitamin Nem Terapisi’ onumuzdeki gunlerde ekrana gelecek. Son donemlerde onlarca reklam firmasi benimle calismak icin cesitli tekliflerle geliyorlar. Sanat hayatimdaki parlayan yildiz simdi islerime yansidi. İslerimin acilmasiyla birlikte sanatci ve manken arkadaslarim son aylarda adimi Özge’nin reklam sefası koydular” diye konusu Özge Özberk.

Özge Özberk
Türkiye

1 Ocak 2008 Salı

Kırık Kanatlar’dan Geniş Zamanlar’a: Özge Özberk

G.O.R.A. (Ceku), Çemberimde Gül Oya (Yurdanur), Babam ve Oğlum (Sadık’ın sevgilisi) Kırık Kanatlar (Nazlı) gibi reytingi yüksek projelerde yer alan Özge Özberk, bugünlerde Star TV’nin yeni dizisi Geniş Zamanlar’da boy gösteriyor. Yaptığı işlerin tutmasını kaliteli projelere bağlayan Özberk, gelecekte kendini iyi yerlerde görüyor. O yüzden de gece gündüz demeden setler arasında adeta mekik dokuyor. Oyunculukta kendini sürekli yenileyen ve geliştiren Özberk, “Yapı olarak duygusal bir insan olduğum için Alalh beni kötü yönetmenlerin ve senaristlerin eline düşürmesin.” diyor. Ayrılmasıyla olay olan Kırık Kanatlar’la ilgili önemli açıklamalarda bulunan oyuncu ile Geniş Zamanlar’ı, dizi sektörünü, şöhretin kendisini korkutup korkutmadığını, magazin dünyasına bakışını ve sinemayı konuştuk…

Kırık Kanatlar’dan ayrılmanız konuşulurken bir anda ‘Geniş Zamanlar’da çıktınız sevenlerinizin karşısına…

‘Kırık Kanatlar’ın yaz sezonunda kaldırılıp kaldırılmayacağı ile ilgili bir belirsizlik vardı. Bu arada ‘Geniş Zamanlar’ın yapımcısı da dizinin biteceğine dair duyumlar almış. Teklif ettiler. Ama ben ısrarla ‘bitmeyecek’ diyordum. Ama senaryo bazında çok büyük sorunlarım vardı. Bu sorunlar da benim diziden ayrılmama sebep oldu…

Sorun derken neyi kastediyorsunuz?

Rolüme kattığım emeğin sonlara doğru azaldığını, hatta kaybolduğunu gördüm. Dolayısı ile diziden ayrıldım. Dizi piyasasına da girmek istemiyordum. ‘Kırık Kanatlar’da çok büyük drama serüveni yaşadığım için biraz ara vermek istiyordum. Bu sezon, sinema ve tiyatro olmasını istiyordum. Fakat bu proje geldi. İçinde Ayşe Kulin (Geniş Zamanlar’ın yazarı), Zuhal Olcay gibi isimler olunca kabul ettim.

Yüzünüzü dinlendirmek mi istemiştiniz?

Hayır, sadece dizi furyasının beni çok yorduğunu fark ettim ve asıl işim olan tiyatroya ağırlık vermek istemiştim…

Senaryoda sizi çeken neydi?

Beni seneryoda en büyük etkileyen ‘çaresizlik’ti. Seçiminizin olmaması, doğru mu yanlış mı olduğunu görememeniz ve belirsizliklerin olmasıydı. Çok da aşk hikayeleri falan yaşamıyor. Tamamen insana dair ilişkiler var. Ve ben dönem dizisi yaptığım için çok yoruldum. Mesela günümüzde olsaydı insanlara bakıp, gözlemleyip, bu böyle davranır diyebilirsiniz. Ama 20’lerden kimseden etkilenemezsiniz.

‘Geniş Zamanlar’ı insanlar neden izlesin?

Biz bu dizi furyasından şu yüzden sıyrılacağız, hikayesi ile oyuncularıyla hemen fark atıyor. İnsana dair olan her şey dizide var. Çok ünlü bir avukatın ters köşe oluşu, bir kızın geldiği yer mi yoksa bulunduğu yer mi meselesi var. İleriki bölümlerde göreceğimiz bir çocuğu doğuranın mı yoksa, bakanın mı daha önemli olduğu tartışılıyor. Ve eminim ki gündem oluşturacak.

Hep yüksek reytingli projelerde yer aldınız, şöhret korkutuyor mu?

Ben sonradan şöhret olmadım. 18 yaşında BKM’ye girdim. Ve Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan, Zerrin Sümer gibi birçok usta sanatçı ile birlikte çalıştım. Bu yüzden şöhretin beni korkutmasına imkan yoktu. Neyin ne olduğunu çok küçük yaştan beri idrak ettiğim için beni korkutması söz konusu bile olmadı.

‘Kırık Kanatlar’dan ayrıldınız; ama izleyici hâlâ bir sahneden çıkıp geleceğinizi düşünüyor.

Evet böyle düşünenler varmış… Ben ‘Kırık Kanatlar’ izleyicisine çok teşekkür ediyorum. Çünkü tarihte görülmemiş bir şey yaptılar, dizi bitiyor, denildiği anda bütün telefonlar kilitlendi. Ayrıca bütün televizyon eleştirmenleri ve köşe yazarları da yazdı. Ama bir karakter başlar ve biter. Önüme bakmam lazım.

İyi projelerde yer almanızla birlikte çıtayı da yükselttiniz. Sizi nasıl bir gelecek bekliyor?

Yaptığım işten daha kötü bir iş yapmamayı kendime prensip edindim. Ama hiçbir zaman da iyi bir iş gelmezse oynamam, piyasadan silinirim demedim. Bizim hayatımız sadece diziden ibaret değil, tiyatro da var. Tiyatro, zaten gelecek projelere zemin hazırlıyor. Çıtayı yükseltme korkum yok; ama hedefim bu.

Yeşilçam’ın ünlülerinin yaptığı projeler tutmadı. Sizde de böyle bir endişe var mı?

Ben sadece günümü yaşıyorum. Şu anda gelen projeleri en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. 40 sene sonra unutulacak mıyım, beni kimse hatırlayacak mı kaygılarını gerçekten yaşamıyorum. Ama niye tutmuyor, diye düşündüğümde de birazcık proje seçimi ile alakalı olduğunu görüyorum. İsim iş yapar mı, hayır yapmaz. Bu bir bütünler karmaşası. Bunun içinde senaryo, ekip, oyuncular her şey birbirini etkiler. Tutmayan projelerin biraz da bütününe bakmak lazım.

Sinema, dizi hangisi sizi heyecanlandırıyor?

Dizileri, kitlelere ulaşmak için bir aracı olarak görüyorum. Çünkü çok hızlı bir furya bu. Oyunculukla ilgili çok büyük bir emek harcayamıyorsunuz. Ama tiyatro böyle değil. 2 ay kampa giriyorsunuz ve elinizde ne varsa ortaya döküyorsunuz. Tiyatronun çekiciliği sanırım buradan kaynaklanıyor. Yani o iki ay içinde her şeyi düşünüyorsunuz. Dizide ek sahne geliyor, hemen oynuyorsunuz ve bitiyor.

10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

Eğer böyle giderse iyi bir yerde olacağım kesin. Ama her şey gelen projelere bağlı. İyi projeler geldikçe çıtamızı yükseltmeye devam edeceğiz.

Sizi sektörde en çok korkutan şey nedir?

Yapı olarak duygusal bir insan olduğum için, Allah beni kötü yönetmenlerin ve senaristlerin eline düşürmesin, diyorum.

Oyunculuk dışında yaptığınız şeyler var mı?

Bir ara denemeler yazıyordum. Çocuk oyunu girişimim oldu. Onların tiyatroya gelmesi adına da girişimlerim oldu…

Siz de magazin basınından dertli misiniz?

Eğer siz beni herhangi bir gecede görüntülenirken görüyorsanız, kendiniz cevap verin. Bu durumlardan pek hoşlaşmıyorum.

Bugüne kadar pek çok projede yer aldınız. En çok hoşunuza gidenler hangileri?

‘Çemberimde Gül Oya’, ‘Babam ve Oğlum’ ve G.O.R.A.’daki rollerim aklımdan çıkmaz. Çok iyi bir tat bıraktı denilebilir.

Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

Yine oyuncu… Hatta yönetmen olurdum.

Osman Sınav’ın ‘Pars Kiraz Operasyonu’nda yer alacağınız söylenmişti…

Evet böyle bir şey vardı; ama olmadı. Çünkü dizi ile aynı tarihe denk geldi.

Tiyatro projeniz var mı?

Şubat sonunda Duru Tiyatro’da Hamlet’i oynayacağız. Bunun için çalışmalarımız sürüyor.

Yusuf BÜLBÜL

Kaynak:Gençlik/Zaman

26 Aralık 2007 Çarşamba

Özge Özberk: "Osman Sınav'ın PARS adlı filminde Narkotik Polisini oynayacağım."

Yol Yordam Bilsem Hemen Evleneceğim
ozgeozberk


18 yaşında “Bizimkiler” dizisinde başladığı oyunculuk serüvenine devam eden Özge Özberk, “Kırık Kanatlar” dizisinden ayrıldıktan sonra yeni projeler için kolları sıvadı. Şampuan reklamı için gittiği Uzakdoğu dönüşünde Kelebek’e konuşan Özberk, 3 yıldır Hayım Sadioğlu’yla birlikte olduğunu belirtip “İşe nereden başlamam gerektiğini bilsem hemen evleneceğiz” dedi…

Şampuan reklamı için Uzakdoğu’ya Phuket’e gittiniz, nasıl geçti çekimler?..

- Phuket Adası’nda paket oldum. Bir daha gideceğimi sanmıyorum, korkunç bir memleket. Herkes Puket Puket diyor ama ben bir ’puket’ göremedim. İnsan bir araştırma yapar güzel mi değil mi diye. Gittik yağmur, çamur… İki gün set ertelendi zaten.

İki katlı uçakla uçtunuz yani…

- O kadar bussiness gitmişim ki ben biletimi gösterir göstermez sizi üst kata alalım dediler. Uçağa binişimden inişime kadar 10 sayfa yaşadıklarımı yazdım. Çok komikti, annem diyor ki, “Kızım baktın gate’i bulamadın boşver, dönüş biletin var, ilk uçakla geri dönersin”… Koptum gülmekten. 16 saat ’anneee’ dedim… İlk defa bu kadar uzun yolculuk yapıyorum ve yalnızdım. Uzakdoğu bana çok korkunç geliyordu zaten.

Korkuyorum Uzakdoğu’dan dediniz. Tek başınıza gitmişsiniz oralara, nasıl yaklaşımlar vardı size karşı?

özge özberk- Vallahi evet korktum. Uzakdoğu ya, bana pek bir uzak geliyordu (gülüyor), çekiniyordum işte, köpek falan kesiyorlar diye. Allah’tan yemek zorunda kalmadım. Ama çok yardımsever ve şeker insanlarmış. Ben sete gittim bir anda kendimi oturtulmuş, kucağımda yastık, ayaklarım suda, masaj yapılıyor, ellerim manikürde, kafam arkaya dayanmış masajda buldum. Görmeliydin yüzümdeki gülümsemeyi. Çok komikti durumum. Kit adında bana yardım eden asistan bir kız vardı. Her 5 dakikada bir gelip, “Bir şey ister misiniz” diye soruyordu. O kadar ilgilendi ki, artık ben sonunda “Kit, git” derken buldum kendimi (gülüyor). Sonra Türkiye’den Özge Özberk diye tanıtıyorlar. Herkes ’aaa’ diye fotoğraf çektiriyordu. Bir de dönüşte orada çok fena bir korku yaşadım…

Niye ki, ne oldu?

- Orada tsunami, felaket durumu var ya, havaalanında check’i yaptırdım, kapıyı arıyorum, ordan oraya koşuştururken, kafamı bir çevirdim belki 1500 tane öğrenci, bunun 1300’ü kız ordusu bana doğru koşuyor. Dedim ki burada bu kadar popüler olamam herhalde! Çekildim kenara. Dedim ki, herhalde uçak kaçıyor da koşuyorlar ama bu kadar çığlık çığlığa niye gitsinler? Elinde pankartlı bir kızı çektim sordum ne oluyor diye. Tayland’ın en ünlü popstarı uçaktan inmiş. Kapılara çığlık kıyamet üşüştüler bunlar. Acayip korkmuştum o anda.

Kıyafet aldınız mı kendinize?

- İstanbul’da daha fazlası var, biliyor musun! Üstelik nasıl pahalı anlatamam… Turistleri kazıklıyorlar vallahi… İki mumluk aldım bir de kimono tarzı bir şey…

AMERİKA’YA GİDİYORUM

Orada Amerikalı bir oyuncu koçunuz ve yönetmeniniz olmuş… Belki sizin de Hollywood yolunuz düşer…

- Evet… Kim, Amerikalı ve kocası Türk. Türk insanlarına aşırı düşkünlüğü ve sevgisi var. İnanılmaz iyi bir oyuncu koçu ve yönetmen. New York’ta yaşıyor. Kadınla o kadar anlaştık ki, beni kendi kardeşi gibi gördü. Çekimlerden 2 hafta sora Amerika’ya gittik, eşiyle birlikte yemek yiyip, buluştuk… Hálá yazışıyoruz. Geçenlerde Lübnan’da çok yakın dostlarım var, mahsur kaldılar, “Dua et” diye yazdı bana. Hollywood ise… Bakın, işte burada Hollywood (gülüyor ve Hollywood yazılı küllüğü gösteriyor)… Hollywood evimizde, Evimiz Hollywood’da… Ben gitmedim o bana geldi. Şaka bir yana nerede işini yapıyorsan taşlarını cebine doldurmadan, birikimini yapmadan, o taşlarını orada saçma cesaretin yoksa gidemezsin Hollywood’a. Burada o kadar donanımın olmalı ki seni geri çevirmemeliler. Ya da çok sıkı arkanın olması geriyor.

Her iş için geçerli değil mi ama bu dediğiniz. Birikimin olsa da eğer çevren ve arkan yoksa bir yere ulaşman zor…

özge özberk- Birikimsiz olsan da çevren varsa yapıyorsun evet. Birikimsiz olanların oynadığını da gördük… Ama o cesareti bulman için kendine çok çok güvenmen gerekiyor. Başta tabii bir dil problemi var. Ben bu yıl 3 ay kalıp Amerika’da dil sorununu tamamen halledeyim demiştim ama diziden ve işlerden fırsat bulamamıştım. Bu sene dizi işini bitirip bu işi halletmek istiyorum.

Kırık Kanatlar’dan ayrıldınız… Neden?

- Senaryo ile ilgili çok büyük problemlerim vardı, olmadı. Rolün ilerisini göremediğim ve huzursuz olduğum için ayrıldım…

Sinema projesi var mı peki?

- Evet, Özcan Deniz’in ’Ya Sonra’ adlı bir hikayesi vardı ama ertelendi… Osman Sınav’ın ’Pars’ adlı filminde narkotik polisi oynayacağım. Operasyonlara falan katılacağım. Artık coşmak ve koşmak istiyorum. Yeter bu kadar ağır abla ve duygusal roller…

Koşmayı ve coşmayı becerebilecek misiniz peki?

- Vallahi ben koşmaya başladım, gerçi GORA’da biraz koşmuştum ama tabii bu ayrı bir koşturma olacak…

Peki, şimdi bir evlilik de söz konusu sanırım yakın zamanda…

- Evet, nişanlım Hayım’la biri bizi yönlendirsin diye bekliyoruz. Bu işlere nereden başlanır, nasıl bir şey istiyoruz bilemiyoruz. Her genç kızın hayali durumunu ben yaşamadığım için ne yapacağımı bilmiyorum. Aslında tarih şu, şurada düğününüz var deseler hemen koşup evleneceğiz. Her şeye olur diyecek bir havadayım. Ama sanırım yılbaşından sonra plan yapacağız ve uğraşacağız. Bu yaz nişanımız olmuştu, iki yıldır beraberiz. Ben 30, Hayım 34 yaşında, artık vaktimiz geldi. Küçükken ben evlenmem derdim ama doğanın kanunu galiba evleniyoruz işte. Doğru adamı buldun mu tamam ve ben de buldum…

Ne işi yapıyor nişanlınız?

- Maden işletmeciliği yapıyor. Sivas’ta bir demir madeni var, patlatıyor dağları, çıkarıyor demirleri. Zor işi var. Ben gittim gördüm, inceledim. Çok zor işi, bir geliyor yüzü kıpkırmızı.

Ne olacak soyadınız evlenince?

- Sadioğlu… Ama Özberk iyidir yine de… Tabii Özge Özberk bir şarkıcı ismi olarak iyidir (gülüyor). Ayvalık’ta dış çekim yaptığımız zaman çoluk çocuk imza alıyorlardı. Bir tanesine “Özge Özberk, sevgilerimle” yazdım. Bana “Ablaaa, sen şarkıcı mısın ya?” dedi. “Yok canım dizi çekiyoruz” dedim. Tabii ki bilmek zorunda değil ama çok gülmüştüm.

Yeni dizisinde Zuhal Olcay’la oynayacak

Ayşe Kulin’in Geniş Zamanlar kitabından Mahinur Ergun’un senaryolaştırdığı dizide Zuhal Olcay’la birlikte başrol oynayacağım. Dizide alt tabaka bir ailede doğmuşum ve Türkiye’nin en ünlü avukatına giden bir kadının kızıyım ben. Fakat avukatın çocuğu olmadığı için beni büyütüp, okutuyor. Zehra’yı, yani beni üniversitede okutup, yurtdışına gönderip üst düzey bir kız haline getiriyor. Sonra avukatın eşi rolündeki Zuhal Olcay’dan bir kızı oluyor ve beraber büyüyorlar, ona ablalık yapıyor Zehra… O kadar şanslıyım ki oyuncuların çok iyi olmasından yana… Hiç aklımda dizi yokken aklımı çeldiler…

Röpörtaj : Dilek DALLIDAĞ

Orjinali Hürriyet Gazetesi’nin 03.10.2006 tarihli yayımının Kelebek ekindedir. (Sf.13)

19 Aralık 2007 Çarşamba

45 soruda Özge Özberk Sayı: 2007/12

Şu sıralar Kırık Kanatlar dizisinde, başrolde oynuyor Özge Özberk. Önceki rollerinde olduğu gibi yine güçlü ve geçmişten bir karaktere; Nazlı'ya hayat veriyor. Gülümsemeyle hayatın tüm kapılarının açılacağını düşünen genç oyuncu, en büyük hayalinin hayatından alkışların hiç gitmemesi olduğunu söylüyor.


Katkısız güzelliği ve abartısız oyunculuğuyla çok çok içimizden biri oldu Özge Özberk. Hem hayat verdiği karakterler, hem de naif kişiliğiyle çabuk kabul görüp sevilen oyuncular kontenjanımıza girdi. Bunun en önemli sebebi de benimsediği "İşinin hakkını ver" düsturu olsa gerek. Biz onu kapak yapmaya karar verdiğimizde, bunu kime söylesek istisnasız herkesin "Ayy evet çok güzel kız, insanın baktıkça içi açılıyor" yorumunu yapması onun tesadüf değildi. Çünkü gözlerindeki pırıltının ve içten gülüşünün onunla ilgili zihinlerdeki fotoğraf olduğunu farkettik. Sonra da o kadar mutlu olduk ki yanılmadığımız için... Aslında çok dillendirilmese de Türkan Şoraylar, Filiz Akınlardan sonraki uzun süren boşluğu çaktırmadan dolduracak güçlü bir karakter oyuncusu Özge. Popüler kültürün uzağında durup, oyunculukta sadece alkış almanın hayalini kuruyor onlar gibi... Kırık Kanatlar dizisindeki performansıyla yine beğenilen Özge Özberk'in hayatını kadınca biraz daha ıncık cıncık edelim istedik. Hafif muzip ve asil bir güzelliği sahip genç oyuncuyu soru yağmuruna tuttuk. İşte onun hakkında bilmediğimiz çok şey...



Aynaya baktığınızda kendiniz hakkında ne düşünürsünüz?
Aynaya hangi zaman aralığında baktığımla alakalı değişebilir düşüncem. Fakat uzun süredir çok çalıştığımdan dolayı uyku için yaşıyorum ve sürekli düşüncem; biraz daha uyusam bu surat ne güzel olur...

Kendinizi en çok hangi halinizle feminen buluyorsunuz?
Alışık olmadığımdan dolayı herhangi bir topuklu ayakkabı beni anında feminen yapmaya ve hissetmeme yetebilir.

Vücudunuzda en çok beğendiğiniz yeriniz, neden?
Anlam yükleyebildiğim tek yer olan gözlerim.

Kadınsı kaprisiniz var mıdır?
Kapris mi? O ne? Bir tatlı çeşidi mi?

Güzelliğinizi korumak adına sihirli ya da etkili tüyolarınız?
Daima pozitif düşünmek, küçük olayları çözülemeyecek kadar büyük görmemek ve sevmek. Temiz ve bakımlı olmak zaten işimizin gereği ama bu saydıklarım güzelliğin önde gelen şartları.

Diyet yapmaya karar verdiğinizde ruh haliniz nasıl olur?
Hayatımda hiç diyet yapmadım ama yapmaya karar verseydim eminim o meşhur pazartesi hiç gelmezdi.

Asla taviz vermem dediğiniz konular arasında aklınıza ilk gelen?
Mesleğimdeki kararlılığım.

İşinizle ilgili prensibiniz?
Önüme gelen her işe atlamamak, seçici olmak ve seçtiğim işlerin sonuna kadar hakkını vermek.

Huzur deyince?
Ailem ve sevdiğim adam.

Başucunuza yazdığınız/yazmayı düşündüğünüz felsefeniz?
Sadece gülümsemekle açılır kapıları cennetin ve sadece çok istemekle dönüşür gerceğe isteklerin.

Hayatınızı anlamlı kılan en önemli 3 şey?
Ailem, işim ve aşkım.

En çok güldüğünüz olay?
Son zamanlarda en çok güldüğüm olay sette adam asmaca oynarken halterci Halil Mutlu'nun adını yanlış hatırlayıp Hasan Mutlucan yazmışım ve ısrarla çok ünlü bir halterci diye bilmelerini beklemem büyük fiyaskoydu.

Rezil oldum dediğiniz bir an?
Yukarıdaki cevabı rezil olmak olarak da düşünebilirsiniz!

Bugüne kadar sevgilinize söylediğiniz en ilginç yalan?
Hala inanıyor, o yüzden söyleyemem.

Kaynak: http://www.elele.com.tr/roportaj/00613/

Özge Özberk Kısa Biyografi

Özge Özberk, 13 Ağustos 1976 İstanbul'da doğdu.

Müjdat Gezen Sanat Merkezi tiyatro bölümünden mezun oldu. 2000-2002 yıllarında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Şiir Tiyatrosu Kulübü’nde yönetmenlik yaptı.

“Bizim Ev”, “Sır Dosyası” ve “Bizimkiler” gibi televizyon yapımlarında oyunculuk yaptı, “Yıldız Tepe” adlı filmde başrol oynadı. "Otogargara" müzikali ve “Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?” oyununda da rol aldı.

Bunların arkasında genç yaşında girdiği BKM'nin payı çok büyüktür. Daha sonra asıl yıldızının parladığı Cem Yılmaz'ın GORA filminde Ceku, Babam ve Oğlum filminde Birgül, Çağan Irmak'ın 80'leri anlattığı Çemberimde Gül Oya'da Genç Yurdanur, Kırık Kanatlar'da Nazlı, 2007'de de yönetmenliğini Biket İlhan, senaristliğini Metin Belgin'in yaptığı Nazım Hikmet Ran'ın hayatını anlatan Mavi Gözlü Dev adlı filmde oynadı.

Şu anda da Geniş Zamanlar dizisinde Zehra karakteriyle karşımızda.

Özge Özberk, üç yıldır birlikte olduğu nişanlısı Hayim Sadioğlu ile de 15 Temmuz 2007 tarihinde dünya evine girdiler.

Hayatında babası Ünsal Özberk'in çok özel yeri olduğunu sık sık dile getirmiş ve
tiyatro kariyerinde babasının ona verdiği desteği hiç unutmadığını dile getiriyor. Genç aktris, 'Babam, provalar geç bittiği için aylarca her gün beni almaya geldi' diye anlatıyor.

Ödüllerinden Bazıları:
2006: Sadri Alışık Ödülleri, En iyi yardımcı kadın oyuncu, (Babam ve Oğlum)
2006: Beyaz İnci Televizyon Ödülü