120 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
120 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2008 Çarşamba

"120" devleri dize getirdi

"120" devleri dize getirdiBirinci Dünya Savaşı sırasında cephane taşırken donarak ölen 120 çocuğun öyküsünü anlatan 120 adlı film, gösterime girdiği ilk hafta Sweeney Todd: Fleet Sokağı'nın Şeytan Berberi ve Canavar gibi iki dev yapımı geride bıraktı. Geçen hafta bu iddialı yapımlarla aynı gün gösterime girem 120'yi ilk 3 günde 59.091 kişi izledi. İşte 120 ile iki iddialı Hollywood yapımı Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi ve Canavar'ın gişe savaşının sonucu.

Tim Burton'un, oyuncu kadrosunda Johnny Depp ve Helena Bonham Carter gibi yıldızları bulunduran filmi Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi aynı süre içinde 24 bin 702 kişiyi, bugüne kadar görülmemiş bir tanıtım stratejisiyle gösterimine başlanan ve tüm dünyada gişe rekorları kıran Canavar ise 34 bin 269 kişiyi sinema salonlarına çekti. Milyon dolarlık bütçelere sahip olan her iki film de 120'nin gerisinde kaldı.

Yönetmenliğini Özhan Eren ve Murat Saraçoğlu'nun üstlendiği 120, esin kaynağını Hikmet Ilgaz'ın 1953'te yayınlanan Şark Yıldızı adlı romanından alıyor.

Film, Türkiye tarihinden pek fazla bilinmeyen dramatik bir öyküyü beyazperdeye taşıyor. Oyuncu kadrosunda Özge ÖZberk ve Cansel Elçin gibi ünlü oyuncuların yer aldığı film, 93 Harbi sırasında orduya cephane taşıyan dönüş yolunda tipiye ve eksi 13 derece soğuğa dayanamayarak ölen 120 çocuğun hikayesi.

16 Şubat 2008 Cumartesi

120 Sinemalarda



Film Fragman'ı: 120 Film'i Fragman için Tıklayınız.

Film Künyesi: 120 Film'i Künyesi için Tıklayınız.


Van.. 1915 Ocak.. Kış…
1’nci Dünya Harbi’nin ilk ayları…
Eli tüfek tutan herkes Ruslarla ölüm – kalım harbindeyken sınır birliklerinde cephane tükenir…Vanlı çocuklar gönüllü olurlar; Yaşları 12 – 17 arasında değişen 120 isimsiz kahraman çocuk… Cephaneyi sırtlanırlar, karlı dağlarda günlerce gecelerce yürürler…

İşte, isimleri unutulmuş olsa da bu büyük yolculuğu gerçek bir kahramanlığa dönüştüren gençlerimizin şanlı öyküsü bugünlerde beyaz perdeye aktarılıyor. Hazırlıkları 3 yıldır sürmekte olan “120”, özellikle günümüz gençleri için “uzun bir memleket türküsü” hedefiyle tasarlandı; 1914 yılı dekorları ve kostümleri yeniden üretildi.

120 Hakkında Haber...


Birinci Dünya Savaşı sırasında Van'da, cepheye malzeme taşıyan, yaşları 12-17 arasındaki 120 çocuğun hikayesi beyaz perdeye aktarılıyor.

Ermeni Çeteleri Katliamına Uğramış Mağdurlar (EÇKUM) Derneği Başkanı İkram Kali, yaptığı yazılı açıklamada, Birinci Dünya Harbi sırasında Van cephesine gönüllü olarak malzeme taşıyan, yaşları 12-17 arasında olan 120 Vanlı çocuktan yaklaşık 80'nin, Van'a dönerken yolda donarak şehit olduğunu söyledi.

Vanlı kahraman çocukların yaptığı büyük fedakarlık ve yiğitliğin, 100 yıl sonra "120" adıyla beyaz perdeye aktarıldığını ifade eden Kali, şunları kaydetti:"Vanlı 120 kahraman çocuğun yiğitliğini anlatan, Özge Özberk, Cansel Elçin, Emin Olcay ve Burak Sergen gibi ünlü kişilerin rol aldığı (120) filminin yönetmeni Murat Saraçoğlu ile senaryo yazarı ve müzik yapımcısı Özhan Eren'e, EÇKUM Derneği olarak teşekkür ediyoruz."

"FİLMİN VAN'DA ÇEKİLMEMESİ ÜZÜNTÜ VERİCİDİR"

"Van'da yaşanmış tarihsel bir hikayeden yola çıkılarak çekimlerine başlanan 120 adlı kahramanlık filminin, Van tarihi açısından büyük önemi ve değeri vardır" diyen Kali, Van'da olayın geçtiği yıllara uygun tarihi mekan kalmadığı için filmin, kültürel ve mimari özelliğini koruyan Karabük'ün Safranbolu ilçesinde çekiliyor olmasının, Vanlılar için üzüntü verici olduğunu bildirdi.

Filmde Van kültürü, Van kenti ve yaşantısının gerçeğe yakın yansıtılacağına inandıklarını ifade eden Kali, şöyle devam etti: "Tarihi Van evlerinin korunmaması bizim hatamızdır. Vanlı 120 yürekli çocuğun, körpe bedenleriyle yazdığı eşsiz dramatik kahramanlık destanı, 120 filmi ile hak ettiği değeri bulacak, çocuklarımızın ruhları şad olacaktır. Bu film, tarihe ışık tutmak, hafızaları tazelemek adına önemli ve değerli bir projedir."

Filme konu olan, 120 Vanlı çocuğun hüzünlü ama gururlu kahramanlık hikayesinin, Hikmet Ilgaz tarafından kaleme alınan "Şark Yıldızı- Esir Cami Müslümanları" belgesel romanında yer aldığını kaydeden Kali, 11 Eylül 2007 günü Van'ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e de bu belgesel romanın armağan edildiğini söyledi.

İkram Kali, filmde bazı rollerde Vanlı çocuklara yer verilmesini umut ettiklerini anlatarak, "filmde yer alan kış sahneleri, çocukların donma sahneleri Van'da çekilebilir. Ayrıca Van halkını, meslek odalarını ve sivil toplum kuruluşlarını, (120) filminin senarist ve yönetmenlerine destek mesajı göndermeye davet ediyoruz" dedi.

7 Şubat 2008 Perşembe

"Eteğimdeki taşları bir diziyle ortalığa döktüm"


Halide Edip Adıvar'ın romanı 'Sinekli Bakkal'dan uyarlanan televizyon dizisinde oynayan Özge Özberk,bu ay vizyona girecek olan '120' filimindeki oyunculuğuyla da dikkatleri bir kez daha üstüne çekecek.

"Çemberimde Gül Oya" dizisinde canlandırdığı 'Yurdanur' karakteriyle büyük kitlelerşn beyenisini toplayan Özge Özberk,şu aralar Halide Edip Adıvar'ın romanı "Sinekli Bakkal" da oynadığı Rabia karakteriyle dikkatleri çekiyor.Özberk,dizinin dışında bu ay vizyona girecek olan '120' isimli sinema filmiyle d kendinden çok söz ettirecek.Kurtuluş Savaşı yıllarında geçen ve Van'ın kurtuluşunu konu alan filmin yönetmeni Özhan Eren.Başrollerde Özge Özberk'in dışında Cansel Elçin,Emin Olcay,Burak Sergen ve Ahmet Uz gibi isimler bulunuyor.Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro bölümü mevzunu Özge Özberk 1989 yılında oyunculuğa Bizimkiler dizisiyle başaldı.Daha sonra Bizim Ev,Sır Dosyası gibi çeşitli televizyon dizilerinde oynadı.Ama en çok Çemberimde Gül Oya,GORA ve Babam ve Oğlum'daki rolleriyle çıkış yaptı.Yaklaşık 19 yıldır oyunculuk yapan Özge Özberk,tabir-i caiz ise kariyer basamaklarını sessiz ve derinden çıkıyor.Bir dönem adı oynadığı filmlerdeki ünlü isimler anılsa da genel anlamda sansasyonlardan ve dedikodulardan uzak,sakin bir hayat sürüyor.Basına malşzeme vermiyor ve yapılan röpörtajlarda da suya sabuna dokunmayan cevaplar veriyor.Geçmişte onunla yapılan röpörtajlarında çok cici,ölçülü ve sakin bir karakter çizen güzel oyuncu,benim kışkırtıcı sorularımada aynı şekilde cevaplar vererek tavrını bozmadı.Çoğu,dönem filmi ve dizi olan senaryolarda oynamasına rağmen politika yada kısa tarihimizle hiç ilgilenmedğini gözlemlediğim Özberk'in sanırım ben biraz fazla üstüne gitmişim...

Sinekli Bakkal dizisindeki rolünüzden memnunmusunuz,nasıl gidiyor?
İki ay önce başladık.Biraz zorlu bir set oldu.Çok yoğun çalışıyoruz.Oyuncuların çoğu tiyatrocu,çok iyi bir kadro ile çalışıyoruz.O anlamda çok mutluyum.Roman zaten bir kült roman.Ben de sesi inanılmaz derecede güzel olan Rabia karakterini canlandırıyorum.Baskıcı,dinci bir dedenin torunu aynı zamanda.

Her yıl sizinle yapılan röpörtajlarda artık sizilerde oynamayıp ara vereceğinizi söylüyorsunuz ama her sezon yeni bir dizi ile karşımıza çıkıyorsunuz....
Evet.Geçen sezon 'Geniş Zamanlar'da Ayşe Kulin ve Zuhal Olcay faktörleri vardıdiziye 'evet' demem için....Bu yıl da Halide Edip Adıvar'ın kült romanı Sinekli Bakkal sözkonusu.Nasıl karşı konulabilirki!Bu kadar iyi bir senaryo bu kadar mükemmel bir cast..Her şey çok mükemmel.

Romanın kendisimi yoksa kadro,yönetmen ve senaryomu asıl sizi çeken?
Sinekli Bakkal başlı başına yeterliydi.Tabi ki karşınızda iyi oyuncuların olması ve senarist çok önemli.Herkesin bildiği bir romanı senaryolaştırmak büyük kayıplara yol açabilir.Çünkü dizide sadece diyologlara dayalı herşey.Ama senaristimiz bunu çok iyi başardı.Bu da projeyi kabul etmemdeki bir diğer etken.

Bu sezon eski sezonlardan uyarlanmış diziler görüyoruz.'Yaprak Dökümü' ile başladı.Sonra 'Dudaktan Kalbe',şimdi de sizin diziniz...Bir furya halinde...Biri tutunca diğerleri de aynı yolu izliyor.Bu durum sizi tedirgin ettimi?Çünkü belki diğerlerinin yakaladığı reyting başarısı kıskanılarak böyle bir şey yapılıyor...
Hiç öyle bir şey yok.Çünkü bu çok eski bir proje.Tamam bir dönem vurdulu kırdılı bir dizi dönemi vardı.Şimdi böyle filmler furyası var.Çünkü artık insanlar böle şeyler görmek istiyor.Çok uzaklaştık bazı değerlerden.Yaprak Dökümü'nün başarısı aile kavramını anlatmasından geliyor.

Roman neredeyse 90 yıl önce yazılmış.Baskıcı bir dededen ve aileden bahsediyoruz...
Doğu batı sentezi konu alııyor.Batılılaşmaya başladığımız ilk zamanlarda,Abdülhamit döneminde geçiyor hikaye.Çelişkiler anlamında sınıfsal farklılıklar,idealler anlamında günümüze çok yakın bir şey.Karanlık basınca akşam eve gitmek zorunda olan bi dolu kız var hâlâ....

90 yıl önce yazılmış bir romanın içinde işlenen ve modern ülkelerin çoktan hallettikleri konuların hala günümüzde yaşanıyor olmasını çok ironik buluyormusunuz?
Kesinlikle...Çok uzağa gitmemize gerek yok.Hâlâ aynı şeyler yaşanıyor.Benim çocukluğum bir sitede ki 30 çocukla kapının önünde geçti.Ama camdan bakan ve ailesi tarafından dışarıya bırakılmayan bir kız arkadaşım vardı.Biz dışarı çıkar kardan adam yapar,oynardık.O bize bakar ve gelemediği için camda ağlardı.Çok var içimizde.Şimdi bu 'Baba Beni Okula Gönder' kampanyası ne kadar başarı kazandıysa bu hikayede de var buna benzer bi şey.Kız üniversiteye gitmek istiyor ama dede göndermiyor.

Siz o kampanyaya destek veriyormusunuz?
Her an her zaman!

Destek verdiğiniz başka sosyal sorumluluk kampanyaları var mı?
Bütün kanallara konuk olarak gidiyorum.Kendimce yardım da yapıyorum.İleride inşallah yeterli maddi durumum olunca kesinlikle bu yönde bir yatırım yapacağım.

Okul yaptırmak gibi mi?
Kesinlikle.Böle bi şey istiyorum.

Şimdi maddi sebeplerden dolayı okuyamayan çocuklara da yardım edebilirsiniz,çok beklemenize gerek yok...
Tabii.Ama bu tip şeyler söylenmemeli.Bir kişinin bile idealini yerine getiriyor olması önemli.O kadar çok önemli cevherler var ki o çocuklar içinde."Ben hastalıktan kurtulamıyorum ama doktor olup böyle hasta çocuklara bkmak istiyorum"diyorlar mesela....

Genelde dönem dizileri ve filmlerinde oynuyorsunuz.Bazıları ağır politik eleştiriler içeriyordu.Sinekli Bakkal da karışık bir siyasi döneme geçiyor.Peki politikayla ilgilenirmisiniz?
Hayır ilgilenmiyorum.

Ama en azından Sinekli Bakal dizisinden yola çıkarak 100 yıl geçmesine rağmen ülkemizde hâlâ aynı gerici meselelerle uğraştığımıza dair biraz düşünmüssünüzdür herhalde?
Türkiye'de yaşıyoruz.Çelişkili bir dönemden geçiyoruz.Özellikle savaşlar ve şehitler beni çok üzdü herkes gibi.Bazen bu konuyla ilgili geçmi kalındı diye düşünüyorum.Bizim bilmeiğimiz nice şehitler de olmuştur.Bende bu anlamda sınıra asker çıkarılmasının,müdahalenin geç kalındığını düşünüorum.Bu feryatlar figanlar çok acıttı hepimizi.Zararın neresinden dönesek kardır diye düşünüyoruz ama bu kadar kayıp olması çok büyük kayıptı.Anneler babalar 'Bu toprak için' dedi ama biraz erken müdahele gerekiyor.

Yani tek çözümün askeri müdahele olduğunu m düşünüyorsunuz?
Askeri müdahale değil,tamamen erken müdaheleden bahsediyorum.Yani bu toprakların korunmasından.Bunun için biliyorsunuz Cumhuriyet mitingleri oldu.Milyonlarca insan sokağa döküldü.Herkes bunun bilincinde.AMa bunun müslümanlık politikası olduğunu düşünmüyorum.Tamamen Cumhuriyet ile alakalı olduğunu,o biliçte olduğunu düşünüyorum.Çok sayı da sönem dizisinde de bunu birebir yaşadım,gördüm.Bununla ilgili de çok araştırma yaptım.Şu an bile 'hadi gidiyoruz' dense hepimiz gideriz.Bunu yaşadık;gördük;bilincindeyiz.Ama yapılması gereken şeyler,belki politik anlamda,biraz geç kalındığını düşünüyorum.

Yani askeri müdahele değilde politik arenada yapılacak hamlelerin geç kalındığını mı söylemek istiyorsunuz?
Evet.Müdaheleler anlamında geç kalındığını düşünüyorum.Çünkü zaten hepimiz 'hadi gidiyoruz' dense gideriz,savaşırız!Milyonlarca insan bu topraklar için zaten yapar.Ülkemizi koruma anlamında biraz geç kalındığını düşünüyorum.Ama şu an çok başarılı sonuçlar alındı neyse ki,bu da mutlu edici bir sonuç.

Peki üst üstte dönem dizileri ve filmlerinde oynamak sizin tercihiniz miydi yoksa projeler öyle mi denk geldi?
Öyle denk geldi.'Çemberimde Gül Oya'dan önce 6 yıllık oyunculuk geçmişim vardı 'Bizimkiler' dizisinden.10 yıllık BKM tiyatro geçmişim vardı.Orada bütün öğrendiklerimi,eteğimdeki taşları 'Çemberimde Gül Oya' dizisiyle ortalığa döktüm.O da bir dönem işi olduğu için insanlar 'Özge Özberk,dönem filmlerine ve dizilerine uyuyor' dediler.Ondan sonra gelen teklifler de o yönde oldu.

Yakın zamnda Kurtuluş Savaşı döneminde geçen '120' isimli bir dönem filmi yaptınız yine....
Evet.Daha dün akşam dublajını yapabildik.1914-18 döneminde Van'ın kurtuluşu ile ilgili bir film.Çok güzel bir film oldu.

Takip ettiğim kadarıyla ayakları yere basan,munis,aklı başında karakterleri canlandırıyorsunuz genelde.Eminim sizin tercihiniz değildir ve gelen teklifler bu yöndedir,ama sormadan edemiyeceğim.Hiç tam da bu ynadığınız karakterin zıddı ,oyunculuğunuzu zorluyacak farklı rollerde oynamak istermisiniz?
İsterim ama dizide değil,çünkü yalan olur.Dizide seyircinin sizi otutturduğu bi kalıp var.Ama sinemada yadırganmaz.

Dizide yadırganacağı için mi istemiyorsunuz farklı bir karakter oynamayı?
İstemem diye bir şey yok.Böyle bir proje gelirse ve aklıma yatmışsa sonuna kadar yaparım.Ama seyirciler bunu kabul etmez.Hiç bir dizi yapımcısı zannetmiyorum ki beni şimdiye kadra oynadıklarımın dışında bir role uygun görsün.Çünkü bu yanlış bir cast olur.Sinemada her şekilde bu olur.Seyirciye seçerek gidiyoruz.Size öyle gelmez mi dizide?

Kesinlikle gelmez!Karşımda bir oyuncu olduğunu biliyorum.Geçekle hayali niye karıştırayım!
Seyirciye gelmiyor.İnsanların alıştığı bir karakter var.

Ama bu bir oyuncu için olabilecek en kötü şey diye düşünüyorum.
Dizi için değil.Çünkü sizin seçiminiz bu dizide oynamak.Oynamayabilirsiniz de.Dizi seyircisi sizi öyle kabul ediyor.

Bu durumda sizi hep o role hapsdiyor dizi seyircisi?
Dizi anlamında evet.Dizi anlamında tercih meselesi ama beni sıkan bir şey değil bu.Sitcom'da ya da komedi de yadırganmıyor farklı bir karakter oynadığınızda.Ben böyle bir şey yaptım ve iyi tepkilerde aldım.Ama dizide yanlış bir cast olur benim açımdan sinemada deil tabii ki.

Tekrar Sinekli Bakkal'a dönersek.Rabia Kur'an okuyor...
Evet,çocukluğu Kur'an ile geçmiş.Sesi de çok iyi olduğu için Sinekli Bakkal'daki evlere mukabelelere gidiyor,ilahiler okuyor,kasideler okuyor ve para kazanıyor aynı zamanda.

Tüm dünyada olduğu gibi bizde de muhafazakarlık prim yapıyor.İktidarda da kendisine dini referans alan bir parti var.İnsanlar çıkıp 'muhafazakar eşcinsel' olduklarını söyleyecek kadar ileri götürebiliyorlar bu trendi yakalamak için.Bu dizi de bana o rüzgarla haraket ediyor gibi geliyor.Yani batı kültürü ile doğu arasındaki çatışmalar,Kur'an okuyan iyi bir aile kızı...Dizinin oynadığı kanal muhafazakarlığıyla ünlü TMSF yönetiminde halihazırda.Sanki bu dizi o furyanın rüzgarından beslenmeye çalışıyor gibi geliyor bana...
Hiç alakası yok.Sinekli Bakkal'ı okusaydınız keşke...

Sinekli Bakkal'ı çocukken okudum ama her ayrıntısını hatırlamam mümkün değil.Önemli olan burda ayrıntılar değil....
Bu diziyi bir çok kanal istiyor.Atv'nin çok istediği bir projeydi.Din,tutuculuk ve Kur'an anlamında hangi kanlda olursa farketmez,Müslümanlık politik çerçevesinde kabul edilecek bir dizi değil.

Ben zaten tutucu bir roman olduğunu söylemedim.Ama Kur'an okuyan muhafazakar bir aile kızı olan Rabia karakterinin son dönemde esen muhafazakarlık rüzgarı sebebiyle daha sevimli,sempatik geleceğini ve daha kolay kabul edilebileceğini söylüyorum.Yoksa romanın tam tersine tutucu bir düşünceyi empoze etmediğini biliyorum.
Kitleye yönelik bir şey değil.Benim yer aldığım projeler zaten A ve B grubuna hitap ediyor.

Tekrar Rabia'nın Kur'an okumasına dönersek.....
Kur'an değil.İlahi ve kasideler okuyor.Birebir Kur'an geçmiyor.

Siz birkaç hafta önce bu dizi ile ilgili yapılan bir röpörtajınızda 'Ben Kur'an okuyorum normalde' demişsiniz....
O yanlış anlaşldı."Rabia karakteri Kur'an okuyor.Siz bu rol için Kur'an okuyacakmısınız?" diye sordular.Ben de "Rolde özellikle Kur'an okuma sahnesi yok.Ama ilkokuldan beri anneannemin öğrettiği bir şeydir bu.Ben Kur'anı Arapça okuyabiliyorum"dedim.Orda "Rabia için yeniden Kur'an okumaya başladı" denmiş sanki ben Kur'an okumaya ara vermişim gibi.İlkokuldan beri öğrendiğim bi şey...Kur'anı Arapça harfleriyle okuyabiliyorum.Ama bu her akşam açıyorum Kur'an okuyorum anlamı taşımıyor.Arap harflerini biliyorum;doğal olarak Kur'anın Arapçasınıda okuyabiliyorum.Ama rol ile alakası yok.Kişisel bir şey.

Çok özel olacak ama kendinizi dindar olarak atfedermisiniz?Cevap vermek zorunda değilsiniz...
Dindar değilim.Çok hayal ederim ve isterim.Çok içten ve çok inançla istediğim şeyler hayatta hep gerçekleşti.İstediğim her şeyi elde ettim çok şükür.Çok içten dilemekle alakalı.Kendimi kötü hissettiğimde yasin okurum.Ama bu benim iç huzurumla ilgili.Dindar sayılmam.

Peki bu meseleyi kapatalım.Mayıs ayında Cem Yılmaz ile tekrar AROG'un çekimlerinde olacaksınız....
Evet.İki üç hafta önce teaser'ını çektik.Mayos ayında çekimler başlıyor.GORA'nın devamı ama hikaye tamamen İlk Çağ'da yani Taş Devri'nde geçiyor.

"Ben çok normal koşullarda yaşayan bir insanım.Hayatımda neyin sırası geldiyse onu yaşamışımdır." diyorsunuz.Hiç asi biri olmadınız mı hayatınızın bir döneminde?
Her şeyin bir sırası var hayatta.Hayatımda her şey düzenli gitti.Çok erken yaşta başladım bu işe...

Sadece kariyer anlamında değil kişisel tarihinizle ilgili bir soru.Sizi tanımıyorum ama sakin,düzgün,kendiyle barışık bir kişiliğiniz var gibi.Yani oynadığınız rollerdeki gibi.Hiç asice otoriteye karşı geldiğiniz bir dönem olmadı mı?
Hiç olmadı.Asilik yapmak iateklerinizin yerine getirilmiyor olmasına karşı yaptığınız bir davranıştır.Ben hayatımda istemediğim hiç bir şeyi yapmadım.Bizim ailede şöyle bir şey vardır."Bize göre senin yaaptıkların şu sebeplerden dolayı yanlış.Ama tercih yinde senin!" demişlerdir.Hep seçeneklerim oldu.Yolumu hep kendim çizdim.O yüzden asilik yapacak bir şey yoktu.

Okulda da mı olmadı?
Yok.Hiç sorunlu bir gençlik ve çocukluk dönemi yaşamadım.

Dizi oyuncusu olarak kalmak istemiyorum demiştiniz bir röpörtajında...
Evet 4 yıl önce söyledim.

Tiyatroyu çok önemsiyor ve ön planda tutuyorsunuz.Ama durmadan dizilerde görüyoruz sizi.Maddi sebeplerden dolayı mı hayır diyemiyorsunuz dizilere...
Hayır.İyi projeler geliyor.Maddi anlamda da iyi şeyler oluyor tabii.

Bu diziler tiyatrodan alıkoyuyor mu sizi?
Koyuyor.Geçen sene Hamlet'i sahneye koyacaktık.Emre Kınay yönetiyordu.Vahide Gördüm,Sinan Tuzcu vardı ekipte.Ama 3 prova ile sonlandırdık çünkü herkesin dizisi vardı,olmadı.

Klasik bir soru olacak ama oyunculukta sınırlarınız var mıdır?Soyunur musunuz?
Bu size karşı değil ama bence çok saçma bir soru.Kayda girdiğiniz zaman zaten kendiniz değilsiniz.Eğer orda sağlam bir hikaye varsa ve o sahneler bu hikayeye bir şey katıyorsa tabi ki oynarım.İkna olursam tabii ki oynarım.

Siz bu soruyu her ne kadar saçma bulsanız da soyunmam,gay'i oynamam diyen oyuncuyla kaynıyor ortalık...O zamn bu insanlarda saçmalıyor mu?
Tercih meselesi Koskoca Kadir İnanır bile kadın kıyafeti giydi oynadı.Oyuncu çünkü.

Özetle,bir oyuncu rolünün gereği neyse onu apar,kurallar koyması saçma diyorsunuz.
Evet.Ama o sahneye,o projeye bir katkısı varmı yan gerekli mi? O sahneye reyting kazandırsın diye diğil yani.Buna izin vermem.Bunu bilmem hissetmem lazım.

Geçtiğimiz yaz bu camiadan olmaya biriyle evlendiniz.Eşinizin bu olaylara bakışı nasıldır.Sorun çıkarır mı evde?
Yani ben bir oyuncuyum sonuçta.O benim dediğim her işe ve karara saygı duyar.

Eşinizle nasıl tanıştınız?
4,5 senelik bir geçmişimiz var.Bir partide tanıştık.Ünlü bir DJ gelmişti orada tanıştık.

Bu camiadan birini istemiyorum demiştiniz ve öylede oldu galiba...
E zor tabii ki.O dönem öyleydi.İki kişinin aynı işte olması iyi değil.Set saatleri belli değil.Eşlerden birinin normal bir iş düzeni var siz ona uydurabiliyorsunuz.Ama iki koldan aynı iş yapınca çok zor.Sağlıklı bir ilişki olmuyor.

Aynı camiadan olunca basın çok üstünüze geliyor galiba...
Uzun zamandır tanınmış biriyle birlikte olmadığım için basının üstüme geldiği bir dönem olmadı.

Sevgililer gününe nasıl girceksiniz?
Görüşebilirsek eğer güzel bir program yaparız.Telefonda "Arkadaşım n'apıyorsun yılbaşında?Bir görüşelim telefonun var bende" şeklinde konuşuyoruz.O kadar az görüşüyoruz ki bu duruma geldi."Severken kardeş oldular" meselesi yani.Bu aralar çok yoğunum çok az görüşüyoruz.Sabah 8'de başlayıp ertesi sabah aynı saatlere kadar çalışıyoruz.İş zıvanadan çıkmış durumda.O yüzden yapımcılar mı,senaryo yazarları mı,oyuncular mı artık birileri biraraya gelip isyan çıkaracaksa,bir an evvel çıkarması gerekiyor!

Hollywood'daki grev size de esin kaynağı olur mu dersiniz?
Olur inşallah!90 dakika düşürülmeli.Çünkü ertesi güne yetiştirmekten akıl sağlığımızı kaybedeceğiz.İnsanlar sürmenaj oluyor.

İsyanı belki siz başlatırsınız belli mi olur!
İnşallah...

Özel hayatınızda gelecekle ilgili projeleriniz neler?çocuk istiyormusunuz mesela?
Evet,yaştan kaynaklı artık çocuk çok istiyorum.Bir iki sene daha geçerse o sabrı bulamayabilirim diye düşünüyorum.Yakın gelecekte,en geç 3 sen içinde çocuk istiyorum.

Kariyerinizle ilgili planlarınız nelerdir?
Çok ileri tarihlere kariyer planı yapamıyoruz.Ancak elimizdeki projelerin gidişatı ile ilgili plan yapıyoruz."120" sinema filmi 15 şubat ayında vizyona giriyor.Çok iyi bir film olmuş.İnşallah hakettiği başarıyı da yakalar.AROG var çekeceğimiz.Önümüzdeki sene ii işler olsun inşallah.


Alıntıdır, Hazal'a teşekkürler...

12 Ocak 2008 Cumartesi

120: Karlara Yazılmış Gerçek Bir Destan

120: Karlara Yazılmış Gerçek Bir Destan
04.12.2007
Sinema:120: Karlara Yazılmış Gerçek Bir Destan



Kültür Bakanlığı tarafından bu yıl 400 bin YTL’lik en yüksek desteğe uygun gördüğü iddialı bir dönem filmi olan “120”, müthiş bir drama örgüsü içinde beyaz perdeye aktarılıyor. Yaklaşık 1000 figüranın yanı sıra 120 genç çocuğumuzun görev alacağı ve 3 milyon dolar bütçeli bu büyük yapımın başlıca rollerini ÖZGE ÖZBERK, CANSEL ELÇİN, BURAK SERGEN, EMİN OLCAY ve AHMET UZ gibi dev oyuncular üstlendi.

MURAT SARAÇOĞLU ile ÖZHAN EREN’in birlikte yöneteceği filmin senaryosu ve müzikleri de ÖZHAN EREN imzasını taşıyor.

ÖZHAN EREN geçtiğimiz yıl “çok satanlar” listelerinde yer alan “Sarıkamış’a Giden Yol” adlı yakın tarih araştırma kitabının yazarı ve ayrıca “Kara Tren”, “Turnalara Tutun da Gel” gibi son yılların en önemli türkülerinin bestecisi... Hazırlıkları 3 yıldır sürmekte olan “120”, özellikle günümüz gençleri için “Uzun bir memleket türküsü” hedefiyle tasarlandı; 1914 yılı dekorları ve kostümleri yeniden üretildi...

Çekimleri Safranbolu, İstanbul ve Van’ın karlı dağlarında 6 haftada tamamlanacak olan “120”, Şubat 2008 tarihinde izleyicisiyle buluşacak.. Küresel ısınma sonucu mevsimlerin zamanında yaşanamaması sinemacıları da olumsuz etkiliyor. Mevsim beklemek durumunda kalan ve küresel ısınmadan hayli etkilenen yapımlardan biri olan 120’nin yapımcısı Özhan Eren filmin üç ayrı mevsimde geçtiğine dikkat çekerek “Özellikle yaz sahnelerini çekeceğimiz döneme çok itina ettik. Çünkü tam o dönemde havalar birden soğudu ve yağmurlar bastırdı. Güne meteoroloji raporlarını alarak başlıyor ve ona göre program çıkarıyoruz. İnşallah kış sahnelerinde küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarını yaşamayız. Çünkü 120 çocuğun yürüdüğü karlı dağlı sahneler ve askeri birliğe cephanelerin taşındığı sahneler ciddi büyük kar yığınları ve tipi içerisinde geçiyor” diyor.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Özge Özberk: Yaza Bebek İstiyoruz, Milliyet haberi


Dönem projelerinin vazgeçilmez oyuncusu Özge Özberk, şu günlerde hem ''Sinekli Bakkal'' dizisi hem de Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli tarihi filminde oynuyor. Yaza doğru da ''G.O.R.A.''nın devamı olarak çekilecek taş devrinde geçen ''AROG'' filminde rol alacak

Özberk zaman tünelinden çıkamıyor

Dönem projelerinin vazgeçilmez oyuncusu Özge Özberk, şu günlerde hem ''Sinekli Bakkal'' dizisi hem de Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli tarihi filminde oynuyor. Yaza doğru da ''G.O.R.A.''nın devamı olarak çekilecek taş devrinde geçen ''AROG'' filminde rol alacak


Abdullah Malkoç/MİLLİYET

Çemberimde Gül Oya, Kırık Kanatlar gibi dönem dizilerinde canlandırdığı rollerle dikkatleri üzerine çeken Özge Özberk, bu kez günümüze uyarlanan bir edebiyat eserinin ekran versiyonunda başrol oynayacak. Özberk, Türk edebiyatının usta isimlerinden Halide Edip Adıvar'ın ''Sinekli Bakkal'' isimli romanından aynı adla çekilen dizide ''Rabia'' karakterini canlandıracak. ATV'de yayınlanacak Pastel Yapım imzalı dizide, İkinci Meşrutiyet öncesi farklı sosyal sınıflardan kahramanların yaşamları beyazcama taşınacak. Senaryosunu Gökhan Aktemur ve Şirin Aktemur Toprak'ın kaleme aldığı dizide Özberk'e Mazlum Kiper, Şemsi İnkaya, Sermin Hürmeriç, Erkan Sever eşlik edecek. Dizide rol alacak jön oyuncuyu hâlâ bulamadıklarını söyleyen Özberk, bir yandan da Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli filminde oynuyor.

Daha önce ''Sinekli Bakkal''ı okumuş muydunuz?
Ortokul - lise yıllarında okullarda okumuştuk ama proje geldiğinde içinize işlemesi için her şekilde onunla yatıp, onunla kalkmanız gerekiyor.


Anında okudum
Teklif geldiğinde nelere dikkat ettiniz?
Hemen bir ''Sinekli Bakkal'' kitabı hediye edildi bana Pastel Yapım'dan. Anında okudum. Beni inanılmaz heyecanlandırdı. Rabia'yı çok sevdim, dolayısıyla bu kadar zor bir yükün altına girmeyi, oyunculuk anlamında gerçekten sınırlarımı zorlayabileceğim bu rolü kabul ettim. Aslında Rabia dışında bütün roller öyle. Kız Tevfik de, anne de, dede de. Bir de Meşrutiyet yıllarından bu yana hayata bakış açısı bu kadar mı değişmemiş? Hepimiz aslında etrafımıza baktığımızda birçok Rabia ile karşılaşıyoruz.

Rabia, nasıl bir genç kız?
İdealleri uğruna birçok şeyden vazgeçen kızlar çok var etrafımızda. Bu da beni çok etkiledi. ''Çemberimde Gül Oya'' dizisindeki Yurdanur da kendi idealleri uğruna birçok şeyden vazgeçen bir karakterdi. Rabia'nın kendi dünyasında bu imkânları çok daha kısıtlı.
Bir aile çatısı altında dedenin konağı satmamak için torununu ev sahibiyle evlendirmek istemesi, bir yandan kızın bir müzisyene âşık olması, kız tamamen bunu sanat çerçevesi altında ve müziğe olan aşkıyla bağdaştırarak yapıyor. Çünkü aşk nedir, el ele tutuşmak nedir bilmiyor. Kabuğun içinde büyümüş, hep o kabuğu kırmak istiyor ama ''hayır kapat o kabuğu'' diye üzerine çullananlar olmuş.

Siz gerçek yaşamda Rabia gibi bir kaos yaşasanız, tercihleriniz ne yönde olurdu?
Çok şükür olmadı. Ne istiyorsam sadece ona yoğunlaşıp sonuna kadar peşinden gidiyorum.


'Kur'an - ı yarılamıştım'
Kitapta Raiba,hafız yani Kur'an okuyor, siz de okuyacak mısınız?
Evet, Rabia kitabın orijinalinde hafız. Mukabelelere gidiyor. Sesi inanılmaz güzel, nam salıyor gırtlağı ve sesiyle aranan biri oluyor. Hiç nota bilmediği halde ilahiler okuyor. Ben de Pregrini'nin piyanosuna eşlik edebileceğim bir parçaya hazırlanacağım. Bu şarkı Türk Sanat Müziği normlarımda olacak. Zaten ben de Kur'an okuyorum. Rahmetli anneanneciğim ilkokul yıllarında öğretti, her gün bir sayfa okuyarak yarıya gelmiştim. Arapça okuyabiliyorum. Kitapta da Rabia mukabeledeyken onu dinlemek için ağaçlara çıkanlar anlatılır.

Tarihi dizilerin aranılan oyuncusu olmanızın nedeni ne?
1994'te oyunculuğa başladım, çok minimal oynadığım için oyunculuğumla çok özdeşleştiriyorum. Çok duru oynadığım için dönemlere uyuyor. Ağırlığı, bakışı her şey duyguya dayalı. Aslında çok enerjiğimdir. Yaşam doluyum. Oynadığım karakterlere ters bir yapım vardır.


'Yaza bebek istiyoruz'

Sinema projeniz var mı?
Şimdi Safranbolu'da Murat Saraçoğlu'nun ''120'' isimli filmini çekiyoruz, orada da ağır bir dramanın içindeyiz. Bir de ''G.O.R.A.''nın devamı ''AROG'' için bekliyoruz. Mayıs sonu gibi onu çekeceğiz. ''AROG'' da Taş Devri'nde geçiyor, günümüzü yakalayamıyorum bir türlü. Gittikçe de daha geçmiş dönemleri oynuyorum. Yakında toz bulutunu canlandıracağım (Gülüyor). Şubat ayında ''120'' filmi vizyona girecek. İki hafta sonra çekimleri bitiriyoruz. Sadece bir savaş değil, perde arkasında kadınların savaşa gidenlerin ardından yaşadıkları ve Sarıkamış'ta 120 çocuğun kar, kış, kıyamet demeden orduya her şeyleriyle yardımcı olmaları ve vatan için cepheye gitmelerini anlatıyor.

Geçen yaz işadamı Hayim Sadioğlu ile evlendiniz, nasıl gidiyor evlilik?
Çok harika gidiyor. dördüncü ayımızı doldurduk. İşim konusunda da çok büyük destek veriyor. Şimdi eşim, ailesi, benim ailem çok mutlu ve heyecanla Sinekli Bakkal dizisini bekliyorlar. Koşuşturma biraz yavaşlasın yaza bebek istiyoruz.

Bu dramın izlerini çok zor sileceğim...

Başrollerini Özge Özberk, Cansel Elçin, Burak Sergen, Emin Olcay, Halil Kumova ve Ahmet Uz’un paylaştığı, Özhan Eren ile Murat Saraçoğlu’nun yönettiği “120″ filminin çekimleri sürüyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında birliklere cephane taşıyan 120 çocuğun hikayesini anlatan bu filmde Münire adlı karakteri canlandıran Özge Özberk, “Sette çok duygusal anlar yaşıyoruz. Film bittikten sonra kendime gelmem zaman alacak” dedi.
Özge Hanım, öncelikle bu filmde canlandırdığınız Münire karakterinden söz eder misiniz?
- Van’ın kurtuluş yıllarında, eşlerini, ağabeylerini ya da babalarını cepheye gönderen kadınların hikayesini beyazperdeye yansıtıyoruz. Münire, ağabeyini bu savaşta kaybetmiş. Sonra nişanlısını da cepheye gönderiyor ve onu yılmadan bekliyor. “120″ filmi gerçekten inanılmaz bir dram… Çok duygusal sahneler var. Sanırım bu dramın izlerini çok zor sileceğim.
Çalışma koşullarınız da epey zorlu…

- Zor koşullarda çalışıyoruz ama ekibimiz çok sağlam. Bu duygusal hikaye, bizim de çabamızla seyirciye mutlaka yansıyacaktır. Bundan eminim.

O etkileyici sahnelerin çekimleri sırasında, sette nasıl bir rah hali hakim?

- Dün 120 çocuğun dönüşünü çektik. Zombi gibi geliyorlardı. Bir tanesinin gerçekten ayakları soğuktan morarmıştı. Bu sahneden sonra Özhan Bey’le oturup ağladık. Az önce söylediğim gibi, film bittikten sonra kendimi zor toparlayacağım.

Anneniz Hülya Hanım sizi buralarda yalnız bırakmamış bu arada; sürekli yanınızda… Neden?

- Evet, annem gezgindir ve tarih hastasıdır. O yüzden “Ben de geleyim” dedi, kabul ettim. Bugün çekim sonrası birlikte Van Kalesi’ne gideceğiz mesela…

Tarih sevgisi annenizden mi geçti bilmem ama, siz hep dönem filmlerinde rol alıyorsunuz. Bu sizin seçiminiz mi yoksa öyle mi denk geldi?

- Böyle denk geliyor. Açıkçası şikayetçi de değilim, aksine hoşuma gidiyor. Modern dizilerden de teklifler geldi. Hatta bunlardan dördü şu an yayında… Ama dönem işleri benim oyunculuğumla daha çok örtüşüyor. Seçme hakkımı bu yönde kullanıyorum. 80’lerde yaşamadım ama o dönemi sette öğrendim. Kurtuluş Savaşı’nı okuduklarım dışında bilmiyorum, bu savaşı da yaşadım. Şimdi Van’ın kurtuluşunu canlandırıyoruz. 120 çocuğun o inanılmaz fedakarlıklarına şahit oluyoruz. Daha ne olsun…

Gerçekten zor projeler… Oyunculuğunuza güveniyor olmalısınız…

- Takdir elbette seyircinin, ama ben de oyunculuğuma güveniyorum gerçekten.

“Sinekli Bakkal”da da yine dönem kadınısınız…

- Bu şans mı, ben de bilmiyorum artık… Halide Edip Adıvar gibi büyük bir yazarın romanını uyarlıyoruz. Çok mutluyum.

Ya oradaki karakteriniz?

- Rabia adında bir genç kız… Baskıcı bir dedenin karşısına dimdik durmaya çalışan, müzik aşkıyla yanan ve okumak isteyen biri Rabia… “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasını dizimizde yaşatacağız bir bakıma… Birazcık etkimiz olursa ne mutlu bize… İnanılmaz bir kadro kuruldu. Kötü dedeyi Şemsi İnkaya oynuyor. Ayrıca Uğur Polat, Zuhal Gencer, Sermin Hürmeriç, İsmail Hacıoğlu var… Kadro süper yani…

Cem Yılmaz’ın “Arok”unu da pas geçmeyelim… Sıradaki projelerden biri, değil mi?

- Evet, bu ay sonu teaser çekeceğiz. Film taş devrinde geçecek. O da dönem filmi sayılabilir. Açıkçası çok heyecanlıyım.

- Hollywood hayalleriniz var mı?

- Bu hayal değil. Siz işinizi doğru şekilde, hakkıyla yapar ve kendinizi o işe tamamen verirseniz, sizi mutlaka fark edeceklerdir.

Oyunculukta sizin ya da belki eşinizin koyduğu sınırlar var mı? Mesela buralara gelmeniz sorun yarattı mı?

- Hayır… Doğuda sıkıntılı bir dönem yaşandığı için biraz tedirginlik oldu ama şimdi iyi ki gelmişim diyorum. Önümüz Van Gölü, arkada Artos Dağları…. İnanılmaz bir görüntü.

Eşiniz cüretkar sahnelerde yer almanıza ne der?

- Kıskanabilir tabii, ama şunu anlamak gerek: Ben orada Özge olarak yer almıyorum. Her oyuncunun rolün hakkını vermesi gerekir, yoksa orada işiniz olmaz! Ben oyuncuyum, sonuna kadar oynarım.

Peki bu, işin eğitimini alanlara haksızlık değil mi?

- Bu işi hakkıyla yapıyorlarsa yapsınlar, sorun değil. Ben 14 yıldır bu işin içindeyim ve geldiğim yeri iyi biliyorum. Çok fazla gözlem yaptım, sürekli yeni şeyler öğrenmeye çalıştım. BKM’deydim ve çok güçlü oyuncuların içinde yetiştim. Bana düşen, iyi projelerde yer almak ve o projelerin hakkını vererek oynamak.

6 gündür 2500 metrede çekim yapıyoruz

- Burak Bey, çekimler sırasında çok üşüdüğünüz her halinizden belliydi…

Üşümemek mümkün değil ki… 6 gündür 2500 metrede çekim yapıyoruz.

- Sizin bu filmdeki rolünüz nedir?

İki farklı rol oynuyorum. Biri bu 120 çocuğu Van’a götürmeye çalışırken, şehir girişinde hayatını kaybeden Musa Çavuş… Diğeri de Musa Çavuş’un ağabeyi… O da Van’ın ileri gelenlerinden, zengin bir silah tüccarı. Çetelere silahı temin ediyor, sonra kardeşinin de o silahlardan biriyle öldüğünü öğreniyor.

/_newsimages/4525290.jpg- Taban tabana zıt iki karakter yani…

Evet, ağabeyi ile kardeşi çok farklı. Kardeşi kendini tamamen ülkesine vermiş bir adam. Ama ağabeyi hemen Van’dan kaçıp İstanbul’a gitme derdinde… Ama çok geçmeden yeğeni de, kendi çocuğu da ölüyor. Bu gerçek hikayeden yola çıkılan bir film. Çok büyük bir dram. Çok ağladık çekimlerde. Özhan Eren “Her kar yağdığında bu 120 çocuğu hatırlayalım” diyor. Bu film gerçek bir olayı anlattığı ve yakın tarihimize ışık tuttuğu için çok çok özel… Bence desteklenmesi gerek. Bakın dünya sinemasına, önce kendi tarihlerini işliyorlar, sonra fantastik, sürrealist ve epik sinemaya geçiyorlar.